O, resimler vasıtasıyla fikrini açıkladı.
- She explained her idea by means of pictures.
Düşünceler kelimeler vasıtasıyla ifade edilirler.
- Thoughts are expressed by means of words.
En kısa sürede işi durdurmak zorunda olduğunu bir SMS aracılığıyla bildirdim.
- I reported to him by means of an SMS that he had to stop his work as soon as possible.
Dil bir iletişim aracıdır.
- Language is a means of communication.
Olası tüm araçları denedim.
- I tried all possible means.
Taşımacılık araçlarımız yok.
- We have no means of transportation.
Onlar kazandıklarından çok para harcıyorlar.
- They live beyond their means.
Tom kazandığından çok para harcıyor.
- Tom lives beyond his means.
Onunla, Boeing diğer sorunların da olabileceği, ama mürettabat işini doğru şekilde yaparsa bir kazadan kaçınılabileceği anlamına gelir.
- By that, Boeing means that there may also have been other problems, but that an accident could have been avoided if the crew had done their job correctly.
Eğer patronun seni kovarsa, bu işten atıldığın anlamına gelir.
- If your boss sacks you, it means you're fired.
Akla gelebilecek her yolu denedim.
- I have tried every means imaginable.
Onu ikna etmek için her yolu kullanmalıyız.
- We have to use every means to persuade him.
Ne pahasına olursa olsun, onu istediğini söyledin!
- You said you wanted it by any means!
Şüphesiz onu ben yapacağım.
- I'll do it by all means.
İngiliz dili şüphesiz en kolay ve aynı zamanda uluslararası iletişimin en etkili aracıdır.
- The English language is undoubtedly the easiest and at the same time the most efficient means of international communication.