etkili

listen to the pronunciation of etkili
Turkish - English

Definition of etkili in Turkish English dictionary

etki
effect

Some teachers have a great effect on their students. - Bazı öğretmenler, öğrencilerinin üzerinde büyük bir etkiye sahiptirler.

The uncertainty about the weather has had a definite effect upon the Englishman's character. - Hava hakkındaki belirsizlik İngilizlerin karakterlerinde belirli bir etkiye sahiptir.

<span class="word-self">etkilispan>
effective

His speech was an effective apology for the Government's policies. - Onun konuşması Hükümetin politikalarıyla ilgili etkili bir özürdü.

Tom certainly seems to be more effective than Mary. - Tom kesinlikle Mary'den daha etkili gibi görünüyor.

etki
influence

That type of temple influenced all of the Middle East, mainly Egypt. - O tür tapınak bütün Orta Doğuyu, özellikle Mısır'ı etkiledi.

I think that our living together has influenced your habits. - Sanırım birlikte yaşamamız alışkanlıklarını etkiledi.

<span class="word-self">etkilispan>
(Hukuk) efficient

Tom is usually very efficient, isn't he? - Tom genellikle çok etkili, değil mi?

The office staff worked quickly and efficiently to resolve the problem. - Ofis çalışanları problemi çözmek için hızlı ve etkili çalıştılar.

<span class="word-self">etkilispan>
{s} influential

I have a number of influential friends. - Birkaç etkili arkadaşım var.

Tom was the most influential person in town. - Tom şehirdeki en etkili kişiydi.

etki
impression

I was young and impressionable at that time. - O zamanlar genç ve kolay etkilenendim.

He made a good impression. - O iyi bir etki yaptı.

etki
impact

The Belo Monte dam in Brazil is a controversial project because of its impact on the environment and native people. - Brezilya'daki Belo Monte barajı çevre ve yerli halk üzerindeki etkisinden dolayı tartışmalı bir projedir.

The impact of science on society is great. - Toplum üzerinde bilimin etkisi büyüktür.

etki
{i} action

The government's actions were condemned worldwide. - Hükümetin etkinlikleri dünya çapında kınandı.

I don't think you understand the repercussions your actions have caused. - Hareketlerinin neden olduğu etkileri anladığını sanmıyorum.

<span class="word-self">etkilispan>
powerful
<span class="word-self">etkilispan>
influent

He is a prestigious and influential member of the Democratic Party. - O, Demokratik Parti'nin prestijli ve etkili bir üyesidir.

Rousseau was mad but influential; Hume was sane but had no followers. - Rousseau çılgın ama etkiliydi; Hume aklı başında ama hiç bir takipçisi yoktu.

<span class="word-self">etkilispan>
big
etki
affect

Worry affected his health. - Endişe onun sağlığını etkiledi.

The problem affects the prestige of our school. - Sorun bizim okulun prestiji etkiler.

etki
force

Persuasion is often more effectual than force. - İkna genellikle zorlamaktan daha etkilidir.

etki
{i} bearing
etki
{i} purchase
etki
{i} effectiveness

Many fear that cuts in the defense budget will undermine the military's effectiveness. - Birçokları, savunma bütçesindeki kesintilerin ordunun etkinliğini baltalayacağından korkuyorlar.

etki
act on
<span class="word-self">etkilispan>
potent
<span class="word-self">etkilispan>
emphatic
etki
incidence
etki
(Kimya) act upon
etki
(Gıda) stimulant
etki
impulse
etki
(İnşaat) bias
etki
(İnşaat) exposure
etki
(Ticaret) personal power
etki
act

What's your favorite summer activity? - Favori yaz etkinliğin nedir?

Does the medicine act quickly? - İlaç çabuk etki eder mi?

etki
repercussion

No one correctly predicted the repercussions of these policies. - Hiç kimse bu politikaların etkilerini doğru bir şekilde öngöremedi.

I don't think you understand the repercussions your actions have caused. - Hareketlerinin neden olduğu etkileri anladığını sanmıyorum.

etki
penetration
<span class="word-self">etkilispan>
punchy
<span class="word-self">etkilispan>
energetic
<span class="word-self">etkilispan>
active
<span class="word-self">etkilispan>
important
<span class="word-self">etkilispan>
touching
<span class="word-self">etkilispan>
pathetic
<span class="word-self">etkilispan>
hard-hitting
etki
{i} virtue
etki
sound

Tom sounds impressed. - Tom etkilenmiş görünüyor.

etki
pull

The bus driver was not impressed when Tom pulled out a $50 note to pay his fare. - Otobüs şoförü, Tom'un bilet ücreti için elli dolar uzatmasından etkilenmedi.

etki
punch
etki
power
etki
stress

Stress can have an enormous negative impact on your health. - Stresin sağlığınız üzerinde çok büyük olumsuz etkisi olabilir.

Tom's stressful job is having a detrimental effect on his health. - Tom'un stresli işi sağlığı üzerinde zararlı bir etkiye sahiptir.

etki
mark

The stock market crash of October 1987 in New York is still vividly remembered. - New York'ta Ekim 1987 borsa krizi hâlâ etkili bir şekilde hatırlanmaktadır.

etki
ring
<span class="word-self">etkilispan>
strenuous
<span class="word-self">etkilispan>
telling
<span class="word-self">etkilispan>
trenchant
<span class="word-self">etkilispan>
pronounced
<span class="word-self">etkilispan>
operative
<span class="word-self">etkilispan>
hefty
<span class="word-self">etkilispan>
drastic

I must do something drastic. - Etkili bir şey yapmalıyım.

We've made a drastic improvement. - Biz etkili bir gelişme yaptık.

<span class="word-self">etkilispan>
sonorous
etki
{i} reflection
<span class="word-self">etkilispan>
vivid

Tom has a vivid imagination. - Tom'un etkili bir hayal gücü var.

The stock market crash of October 1987 in New York is still vividly remembered. - New York'ta Ekim 1987 borsa krizi hâlâ etkili bir şekilde hatırlanmaktadır.

etki
domain of
etki
activity

Exporting is a commercial activity which transcends borders. - İhracaat sınırları aşan ticari bir etkinliktir.

What activity do you spend most of your time doing? - Zamanının çoğunu hangi etkinliği yaparak geçirirsin?

etki
efficacy
etki
effect, action; impact; impression; influence, clout
etki
jolt
etki
forcefulness
etki
drag
etki
drift
etki
interest

We want to make learning effective, interesting, and fascinating. - Biz öğrenmeyi, etkili, ilginç ve etkileyici yapmak istiyoruz.

Mrs. Tanaka, the new teacher, is offering Japanese as an extra curricular activity twice a week to interested students. - Bayan Tanaka, yeni öğretmen, Japoncayı haftada iki kez ilgili öğrencilerine müfredat dışı etkinlik olarak öneriyor.

etki
point
etki
clout
etki
imprint
etki
leaven
etki
reflexion
etki
impress

The exhibition was very impressive. - Sergi çok etkileyiciydi.

I want to learn to speak Hawaiian, so I can impress my girlfriend. - Havaiili konuşmayı öğrenmek istiyorum, böylece kız arkadaşımı etkileyebilirim.

etki
efficiency
etki
(Hukuk) effect, force, impact
etki
effect, influence
etki
potency
etki
hold

Nancy has a hold on her husband. - Nancy'nin kocası üzerinde bir etkisi var.

etki
{i} sway
etki
leavening
etki
{i} weight

Sugary drinks have no nutritional value and contribute significantly to weight gain. - Şekerli içeceklerin hiçbir besin değeri yoktur ve kilo almaya önemli ölçüde etki ederler.

etki
{i} stamp
<span class="word-self">etkilispan>
forceful
<span class="word-self">etkilispan>
commanding
<span class="word-self">etkilispan>
penetrative
<span class="word-self">etkilispan>
swinging
<span class="word-self">etkilispan>
efficacious
<span class="word-self">etkilispan>
penetrating

He gave me a penetrating gaze. - O bana etkili bir bakış verdi.

<span class="word-self">etkilispan>
moving
<span class="word-self">etkilispan>
forcible
<span class="word-self">etkilispan>
effectual

Persuasion is often more effectual than force. - İkna genellikle zorlamaktan daha etkilidir.

<span class="word-self">etkilispan>
poignant
<span class="word-self">etkilispan>
effective, effectual, efficacious; forcible; influential
<span class="word-self">etkilispan>
(ilaç) sovereign
<span class="word-self">etkilispan>
material
<span class="word-self">etkilispan>
sharp
<span class="word-self">etkilispan>
emphaticical
<span class="word-self">etkilispan>
prevalent
Turkish - Turkish

Definition of etkili in Turkish Turkish dictionary

etki
Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir
etki
Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim: "Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu."- T. Buğra
Etki
(Hukuk) TESİR
Etki
dahiye
Etki
yardım
<span class="word-self">Etkilispan>
tesirli
<span class="word-self">Etkilispan>
kuvvetli
<span class="word-self">Etkilispan>
çarpıcı
etki
Büyü, tılsım
etki
Bir etken veya bir sebebin sonucu
etki
Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim
etki
Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir: "Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor."- H. Taner
etki
(Osmanlı Dönemi) tesir
<span class="word-self">etkilispan>
Etkisi olan, tesirli, müessir: "Hayli etkili bir yer altı çalışması yapılıyormuş."- A. İlhan
<span class="word-self">etkilispan>
Etkisi olan, tesirli, müessir