emlak

listen to the pronunciation of emlak
Turkish - English

Definition of emlak in Turkish English dictionary

emlâk
real estate

Tom was a real estate agent. - Tom emlak acentesiydi.

Tokyo landlords are in a panic because the real estate market went soft. - Emlak piyasasının sönmesi nedeniyle Tokyo'daki ev sahipleri panik içindedirler.

emlâk
{i} property

He has several buyers for the property. - Bu emlak için birkaç alıcısı var.

He bought property near the sea. - Denize yakın emlak satın aldı.

emlâk
{i} estate

My aunt inherited the huge estate. - Teyzem büyük bir emlakı miras olarak aldı.

Tom left part of his estate to Mary. - Tom emlakının bir parçasını Mary'ye bıraktı.

<span class="word-self">emlakspan>
premises
<span class="word-self">emlakspan>
demesne
<span class="word-self">emlakspan>
landed property
<span class="word-self">emlakspan>
land

Tokyo landlords are in a panic because the real estate market went soft. - Emlak piyasasının sönmesi nedeniyle Tokyo'daki ev sahipleri panik içindedirler.

<span class="word-self">emlakspan>
the estate
<span class="word-self">emlakspan>
premıses
<span class="word-self">emlakspan>
acres
<span class="word-self">emlakspan>
real estate property
<span class="word-self">emlakspan>
real estate, property
emlâk
demesne
emlâk
realty
emlâk
real estate property
Turkish - Turkish

Definition of emlak in Turkish Turkish dictionary

<span class="word-self">EMLAKspan>
(Osmanlı Dönemi) Melekler
<span class="word-self">EMLAKspan>
(Osmanlı Dönemi) (Mülk. C.) Mülkler. İnsanın tasarrufunda bulunan yerler
<span class="word-self">emlakspan>
Ev, arsa, bahçe gibi taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı, taşınmazlar, gayrimenkul
<span class="word-self">emlakspan>
Ev, arsa, bahçe gibi taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı, taşınmazlar, gayrimenkul: "Eline geçen serveti emlake yatırıyordu."- E. E. Talu
<span class="word-self">emlakspan>
Ev, arsa, bahçe gibi taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı