düz

listen to the pronunciation of düz
Turkish - English

Definition of düz in Turkish English dictionary

<span class="word-self">düzspan>
smooth

If all goes smoothly, I can make two or three pieces a day. - Her şey düzgünce giderse günde iki ya da üç parça yapabilirim.

I think that will go smoothly. - Bunun düzgünce gideceğini düşünüyorum.

<span class="word-self">düzspan>
plain

Try to write in plain English. - Düz İngilizce ile yazmaya çalış.

I'm just a plain old office worker. - Ben sadece düz eski bir ofis çalışanıyım.

<span class="word-self">düzspan>
straight

Also Felicja has blonde straight hair. - Ayrıca Felicja'nın da sarı düz saçları var.

Lidia has blonde straight hair. - Lidia'nın sarı düz saçları var.

<span class="word-self">düzspan>
flat

He gave me a flat answer. - O bana düz bir cevap verdi.

She got a flat tire on her way home. - O eve giderken düz bir lastik aldı.

<span class="word-self">düzspan>
{s} even

Tom has been calling me regularly every evening. - Tom her akşam düzenli olarak beni arıyor.

Her birthday party will be held tomorrow evening. - Onun doğum günü partisi yarın akşam düzenlenilecek.

<span class="word-self">düzspan>
erect
<span class="word-self">düzspan>
in plane
<span class="word-self">düzspan>
(Tıp) planum
<span class="word-self">düzspan>
glacé
<span class="word-self">düzspan>
offset
<span class="word-self">düzspan>
(Dilbilim) unrounded
<span class="word-self">düzspan>
nonstriated
<span class="word-self">düzspan>
clear-cut
<span class="word-self">düzspan>
marble
<span class="word-self">düzspan>
upright
<span class="word-self">düzspan>
(Bilgisayar) solid
<span class="word-self">düzspan>
(Tekstil) glace
<span class="word-self">düzspan>
limit
<span class="word-self">düzspan>
(Bilgisayar) regular

Sixty percent of Japanese adult males drink alcoholic beverages on a regular basis. - Yetişkin Japon erkeklerinin yüzde altmışı düzenli olarak alkollü içecekler içerler.

Washing your hands regularly is a good way to prevent catching some diseases. - Ellerinizi düzenli olarak yıkama bazı hastalıklara yakalanmayı önlemek için iyi bir yoldur.

<span class="word-self">düzspan>
(Otomotiv) flat base
<span class="word-self">düzspan>
flattened
<span class="word-self">düzspan>
right

Go along this street and turn right at the bank. - Bu sokaktan düz git ve bankadan sağa dön.

You must put these mistakes right. - Bu hataları düzeltmelisin.

<span class="word-self">düzspan>
glabrous
<span class="word-self">düzspan>
horizontal
<span class="word-self">düzspan>
level

I agree on an emotional level, but on the pragmatic level I disagree. - Duygusal bir düzeyde katılıyorum ama pragmatik düzeyde katılmıyorum.

I'm going to raise my English level. - İngilizce düzeyimi yükselteceğim.

<span class="word-self">düzspan>
direct
<span class="word-self">düzspan>
levigate
<span class="word-self">düzspan>
the plain
<span class="word-self">düzspan>
straight through
<span class="word-self">düzspan>
flat of
<span class="word-self">düzspan>
straight on

Go straight on, and you will find the store. - Düz gidin ve mağazayı bulacaksınız.

<span class="word-self">düzspan>
flatwise
<span class="word-self">düzspan>
slick
<span class="word-self">düzspan>
flatways
<span class="word-self">düzspan>
a grape raki
<span class="word-self">düzspan>
unflavoured Turkish rakı duziko
<span class="word-self">düzspan>
plane

We were arguing on different planes to the last. - Biz farklı düzlemler üzerinde tartışıyorduk.

The sum of the angles of a triangle on a spherical plane is more than 180 degrees. - Küresel bir düzlemde bir üçgenin açılarının toplamı 180'den dereceden daha fazladır.

<span class="word-self">düzspan>
flush

The toilet doesn't flush properly. - Tuvaletin sifonu düzgün çalışmıyor.

<span class="word-self">düzspan>
platy
<span class="word-self">düzspan>
form

Form a straight line! - Düz bir sıra oluşturun.

<span class="word-self">düzspan>
rectus
<span class="word-self">düzspan>
lank
<span class="word-self">düzspan>
plat

Where are the plates arranged? - Plakalar nerede düzenlenmiş?

He set the table with cups, saucers, plates and chargers. - O, masayı fincanlarla, çay bardağı tabaklarıyla, tabaklarla ve büyük düz tabaklarla donattı.

<span class="word-self">düzspan>
forehand
<span class="word-self">düzspan>
running
Turkish - Turkish

Definition of düz in Turkish Turkish dictionary

<span class="word-self">düzspan>
Kıvırcık veya dalgalı olmayan (saç)
<span class="word-self">Düzspan>
yeksan
<span class="word-self">Düzspan>
(Osmanlı Dönemi) MASUG
<span class="word-self">Düzspan>
(Osmanlı Dönemi) MÜMLES
<span class="word-self">düzspan>
Yalın, sade, süssüz
<span class="word-self">düzspan>
Engebesiz olan yer, düzlük, ova: "Kardaş gitmem Diyarbakır düzüne / Kızlar peri olsa bakmam yüzüne."- Halk türküsü. İçinde anason, sakız gibi kokulu maddeler olmayan üzüm rakısı, düziko
<span class="word-self">düzspan>
Yayvan, altı derin olmayan
<span class="word-self">düzspan>
İçinde anason, sakız gibi kokulu maddeler olmayan üzüm rakısı, düziko
<span class="word-self">düzspan>
Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan
<span class="word-self">düzspan>
içinde anason, sakız gibi kokulu maddeler olmayan üzüm rakısı
<span class="word-self">düzspan>
üzüm rakısı
<span class="word-self">düzspan>
Yalın, sade, süssüz. Çizgisiz, desensiz ve tek renkli
<span class="word-self">düzspan>
Çizgisiz, desensiz ve tek renkli
<span class="word-self">düzspan>
Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı)
<span class="word-self">düzspan>
Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi
<span class="word-self">düzspan>
içinde sakız, anason gibi kokulu maddeler bulunmayan üzüm
<span class="word-self">düzspan>
Engebesiz olan yer, düzlük, ova
<span class="word-self">düzspan>
Kır, ova
<span class="word-self">düzspan>
Kıvrımlı olmayan, doğru