bağımsız

listen to the pronunciation of bağımsız
Turkish - English

Definition of bağımsız in Turkish English dictionary

<span class="word-self">bağımsızspan>
free

Nobody is truly free, because there are people who are slaves of their independence. - Hiç kimse gerçekten özgür değildir, çünkü bağımsızlıklarının kölesi olan insanlar var.

When you're alone in your apartment, you feel independent. When you're alone in your room, you feel free. When you're alone in your bed, you feel lonely. - Apartmanında tek başına olduğunda, bağımsız hissedersin. Odanda tek başına olduğunda, özgür hissedersin. Yatağında tek başına olduğunda, yalnız hissedersin.

<span class="word-self">bağımsızspan>
{s} independent

Those young men are independent of their parents. - Bu genç erkekler ebeveynlerinden bağımsızlar.

You shouldn't coddle her so much. She needs to learn to be independent. - Onun o kadar üzerinde titrememelisin. O bağımsız olmayı öğrenmeli.

<span class="word-self">bağımsızspan>
{s} detached

In the modern age, humans are detached. - Modern çağda insanlar bağımsızdır.

<span class="word-self">bağımsızspan>
(Bilgisayar) neutral
<span class="word-self">bağımsızspan>
(deyim) fancy free
<span class="word-self">bağımsızspan>
native
<span class="word-self">bağımsızspan>
unbound
<span class="word-self">bağımsızspan>
(Kanun) several
<span class="word-self">bağımsızspan>
stand alone
<span class="word-self">bağımsızspan>
self-reliant
<span class="word-self">bağımsızspan>
sovereign
<span class="word-self">bağımsızspan>
maverick
<span class="word-self">bağımsızspan>
self-contained
<span class="word-self">bağımsızspan>
self-supporting
<span class="word-self">bağımsızspan>
unbundled
<span class="word-self">bağımsızspan>
fancy-free
<span class="word-self">bağımsızspan>
substantive
<span class="word-self">bağımsızspan>
standalone
<span class="word-self">Bağımsızspan>
unaffiliated
<span class="word-self">bağımsızspan>
ındependent

Those young men are independent of their parents. - Bu genç erkekler ebeveynlerinden bağımsızlar.

You shouldn't coddle her so much. She needs to learn to be independent. - Onun o kadar üzerinde titrememelisin. O bağımsız olmayı öğrenmeli.

<span class="word-self">bağımsızspan>
unreliant
<span class="word-self">bağımsızspan>
distanced
<span class="word-self">bağımsızspan>
unconnected
<span class="word-self">bağımsızspan>
unattached
<span class="word-self">bağımsızspan>
not committed
<span class="word-self">bağımsızspan>
stand-alone , independent
<span class="word-self">bağımsızspan>
not bound by a particular pledge or course
<span class="word-self">bağımsızspan>
crossbench
<span class="word-self">bağımsızspan>
independent, free
<span class="word-self">bağımsızspan>
sovereign; uncommitted
<span class="word-self">bağımsızspan>
{s} uncommitted
<span class="word-self">bağımsızspan>
crossbencher
<span class="word-self">bağımsızspan>
distinct
Turkish - Turkish

Definition of bağımsız in Turkish Turkish dictionary

<span class="word-self">Bağımsızspan>
müstakil
<span class="word-self">bağımsızspan>
clis dışındaki bağımsızlardan olmak üzere, siyasi parti gruplarından, oranlarına göre, üye alınır."- Anayasa
<span class="word-self">bağımsızspan>
Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, hür, özgür, müstakil
<span class="word-self">bağımsızspan>
Bağımsız milletvekili
<span class="word-self">bağımsızspan>
bakınız: bağımsız milletvekili
<span class="word-self">bağımsızspan>
Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, hür, özgür, müstakil: "Konsolosların her biri bağımsız bir vali gibi davranırdı."- N. Cumalı
<span class="word-self">bağımsızspan>
Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse: "
<span class="word-self">bağımsızspan>
Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse