Onların sorunlarıyla ilgili yapacak bir şeyim yok.
- I have nothing to do with their troubles.
Sorun oğlumun okula gitmek istememesidir.
- The trouble is that my son does not want to go to school.
O her zaman başı dertte olan insanlara yardım etmeye hazırdı.
- She was always willing to help people in trouble.
Bütün bu dertleri başına açtığım için üzgünüm.
- I'm sorry to cause you all this trouble.
Zavallı adama yardımcı olmak için zahmete girdi.
- He took the trouble to assist the poor man.
Zahmetin için teşekkür ederim.
- Thank you for your trouble.
İşle ilgili biraz sorunum var.
- I had some trouble with the work.
Tom'un olacağını düşündüğü kadar çok bir iş bulma sorunu olmadı.
- Tom didn't have as much trouble finding a job as he thought he would.
Kesinlikle sıkıntılarımız olacak.
- We'll have troubles for sure.
Onlar bize çok az sıkıntı verdi.
- They gave us very little trouble.
Tom arkadaş edinmede zorluk çekiyordu.
- Tom had trouble making friends.
Nefes almada zorluk çekiyorum.
- I've been having trouble breathing.