Ben başka herkesten o kadar farklı mıyım?
- Am I that much different from everyone else?
Senin yaptığından başka türlü yapardım.
- I would do it in a different way than you did.
Değişiklik olsun diye neden farklı bir şey denemiyorsun?
- Why not try something different for a change?
Tom değişik bir cevap verdi.
- Tom gave a different answer.
Senin fikirlerin benimkinden farklı.
- Your ideas are different from mine.
Farklı dillerde bir sürü cümle ekleyebilirim.
- I can add many sentences in different languages.
Senin yaptığından başka türlü yapardım.
- I would do it in a different way than you did.
Birçok astronom çeşitli farklı teknikler kullanarak Hubble sabitini ölçmek için çok çalışıyor.
- Many astronomers are working hard to measure the Hubble constant using a variety of different techniques.
Çeşitli farklı yollardan onun evine gidebilirsin.
- You can get to her house in a variety of different ways.
Tom diğer çocuklardan her zaman farklıydı.
- Tom was always different from other children.
Jimmy'nin resimleri diğer insanlarınkinden farklıydılar.
- Jimmy's pictures were different from other people's.
Tom ve Mary farklı kapılardan ayrıldı.
- Tom and Mary left through different doors.
Zehirli sarmaşık ve zehirli meşe bitkiler arasındaki nasıl ayrım yapacağınızı biliyor musunuz?
- Do you know how to differentiate between poison ivy and poison oak plants?
In any case, poor black respondents living in high-poverty neighborhoods are most likely to view their neighborhood as a single block or block group and to use this definition consistently when asked about different neighborhood characteristics and activities.
Mona is different from Eloise.