alışılmış

listen to the pronunciation of alışılmış
Turkish - English
customary
{s} accustomed

Seeing something in a different context than the accustomed one can be surprising. - Alışılmış olandan farklı bir bağlamda bir şey görmek şaşırtıcı olabilir.

habitual
usual, ordinary, customary, accustomed
usual, ordinary
wonted
set
familiar
consuetudinary
usual
every
(Biyokimya) trivial
nomic
frequent
diffusive
routine
ordinary

Tom almost never does anything out of the ordinary. - Tom alışılmış şeylerin dışında neredeyse asla bir şey yapmaz.

orthodox
alışılmış miktardan az
less than usual amount
alışılmış hareket
rote
alışılmış olan
classic
alışılmış suçlu
habitual criminal
alışılmış şey
ordinary

Tom almost never does anything out of the ordinary. - Tom alışılmış şeylerin dışında neredeyse asla bir şey yapmaz.

alışılmış şey
rut
alışılmış şey
the usual thing
Turkish - Turkish
Her zamanki, mutat
Her zamanki, mutat: "Yayımcılar, kazanç amacıyla, alışılmış yapıtlar sunarlar okuyucuya."- N. Cumalı
alışılmış
Favorites