Definition of a-unit in English Turkish dictionary
- unit
- birim
Fahrenheit, termometreyi bulan Alman bir mucittir. Aynı zamanda onun ismi bir sıcaklık birimine verilmiştir.
- Fahrenheit is a German inventor who invented the thermometer. At the same time, his name is given to a unit of temperature.
Bir ışık yılı bir mesafe birimidir. Bu, ışığın bir yılda seyahat edebileceği mesafedir.
- A light-year is a unit of distance. It is the distance that light can travel in one year.
- thing
- {i} şey
Lütfen değerli şeyleri burada bırakmayın.
- Please don't leave valuable things here.
Diğerleri hakkında kötü şeyler söyleme.
- Don't say bad things about others.
- unit
- ünite
Onların yeteneğiyle ilgili yanlış bir şey yoktu, o sadece maliyet performansı kötü olan her bir ünite için giderin çok yüksek olmasıydı.
- There was nothing wrong with their ability, it was just that the expense for each unit was so vast that the cost performance was bad.
Bir tablet, tek bir ünitede ekran devresi ve pili olan bir mobil bilgisayardır.
- A tablet is a mobile computer with display, circuitry and battery in a single unit.
- thing
- {i} eşya
Lütfen eşyalarımı oldukları gibi bırakın.
- Please leave my things as they are.
Kimse eşyanın nasıl yapıldığını açıklayamadı.
- Nobody could explain how the thing was made.
- unit
- {i} bütünlük
- thing
- {i} 1. şey, nesne: What's that thing? O ne? How do you start the thing? Bunu nasıl çalıştırıyorsun? Get that thing out of here this minute! Onu
- thing
- şey, nesne: What's that thing? O ne? How do you start the thing? Bunu nasıl çalıştırıyorsun? Get that thing out of here this minute! Onu
- unit
- (Argo) ev
- active unit
- (Askeri) faal birlik
- advanced unit training
- (Askeri) birlik tekamül eğitimi
- base unit
- (Bilgisayar,Gıda,Ticaret) temel birim
- base unit
- (Askeri) esas birlik
- business unit
- (Ticaret) işletme birimi
- coherent unit of measurement
- (Bilgisayar,Teknik) tümleşik ölçüm birimi
- communication unit
- (Pisikoloji, Ruhbilim) iletişim birimi
- compound unit
- bileşik öğe
- compressor unit
- kompresör ünitesi
- cooling unit
- soğutma ünitesi
- cost unit
- (Ticaret) birim maliyet
- cost unit
- (Ticaret) maliyet birimi
- cost unit
- (Ticaret) maliyet ünitesi
- current unit
- (Bilgisayar) kullanılan birim
- derived unit of measurement
- (Bilgisayar,Teknik) türetilmiş ölçüm birimi
- detached unit
- (Askeri) müfrez birlik
- discrete unit
- (Dilbilim) ayrık birim
- display unit
- görüntü ünitesi
- display unit
- (Bilgisayar,Teknik) gösterici
- economic unit
- (Ticaret) iktisadi birim
- economic unit
- (Ticaret) işletme
- executive unit
- (Politika, Siyaset) icrai birim
- flow unit
- debi birimi
- functional unit
- (Bilgisayar) işlevsel tesisler
- heating unit
- ısıtma tertibatı
- hollow masonry unit
- (İnşaat) boşluklu duvar öğesi
- inspection unit
- (Ticaret) muayene birimi
- intense care unit
- (Askeri) yoğun bakım ünitesi
- intensive care unit
- (Tıp) yoğun bakım servisi
- intensive care unit
- (Tıp) yoğun bakım
- intensive care unit psychosis
- (Pisikoloji, Ruhbilim) yoğun bakım ünitesi psikozu
- interface unit
- (Askeri) bağlantı ünitesi
- international unit
- (Pisikoloji, Ruhbilim) uluslararası birim
- mains unit
- (Elektrik, Elektronik,Teknik) şebeke ünitesi
- measurement unit
- (Askeri,Ticaret) ölçüm birimi
- memory unit
- (Ticaret) hafıza birimi
- mobile unit
- (Askeri) çevik birlik
- monitor unit
- (Tıp) monitör ünitesi
- motor unit
- motor ünitesi
- output unit
- çıkış birimi
- peripheral control unit
- (Bilgisayar) çevre denetim birimi
- power supply unit
- güç kaynağı ünitesi
- power unit
- güç ünitesi
- power unit
- yürüyen aksam
- pressure unit
- basınç tertibatı
- printing unit
- baskı ünitesi
- processing unit
- (Askeri) işlem ünitesi
- processor unit
- işlemci birimi
- production unit
- (Ticaret) üretici
- production unit
- (Ticaret) işletme
- punch unit
- (Bilgisayar) zımba birimi
- recovery unit
- (Askeri) kurtarma birliği
- relief unit
- basınç düşürme ünitesi
- remote line unit
- (Askeri) uzak hat ünitesi
- security unit
- emniyet birimi
- service unit
- (Askeri) hizmet birliği
- shelving unit
- etajer
- shift unit
- selektör ünitesi
- sight unit
- (Spor) nişangah
- slave unit
- bağımlı birim
- task unit
- (Askeri) görev birliği
- thermal unit
- ısı birimi
- thing
- matah
- thing
- kişi
Yanlış şey yapan kişi bendim, sen değil.
- I was the one who did the wrong thing, not you.
Bir kişinin hayatı geçici bir şeydir.
- The life of a person is a transient thing.
- trading unit
- (Ticaret) işlem birimi
- training unit
- eğitim birimi
- training unit
- (Askeri) eğitim birliği
- transfer unit
- aktarım birimi
- treatment unit
- (Çevre) arıtma tesisi
- unit
- en küçük tam sayı
- unit
- tertibat
- unit cost
- (Ticaret) bîrim maliyeti
- unit head
- şube müdürü
- unit price
- (Bilgisayar) bir fiyatı
- unit trust
- (Ticaret) yatırım fonları
- unit trust
- (Ticaret) tröst birliği
- visual display unit
- görsel teşhir birimi
- work unit
- (Askeri,Ticaret) iş birimi
İş biriminde çok kadın var mı?
- Are there many women in your work unit?
- your unit
- (Bilgisayar) biriminiz
- European currency unit
- Avrupa para birimi
- absolute unit
- mutlak birim
- absolute unit
- saltık birim
- addressable unit
- adreslenebilir birim
- administrative unit
- idari birim
- air unit
- hava birimi
- angstrom unit
- angstrom birimi
- animal unit
- hayvan birimi
- apothecaries' unit
- eczacı ölçü birimi
- area unit
- yüzölçümü birimi
- arithmetic sequence unit
- aritmetik kontrol birimi
- arithmetic unit
- aritmetik işlem birimi
- arithmetic/logic unit
- aritmetik mantık birimi
- artillery unit
- topçu sınıfı
- astronomical unit
- gökbilimsel birim
- atomic mass unit
- atomik kütle birimi
- atomic unit
- atomik birim
- atomic weight unit
- atom ağırlığı birimi
- audio response unit
- ses ile yanıt birimi
- automatic calling unit
- otomatik çağırma birimi
- automatic dialling unit
- otomatik çevirme birimi
- automatic flight control unit
- otomatik uçuş kontrol birimi
- auxiliary power unit
- yardımcı güç kaynağı
- avoirdupois unit
- tartı birimi
- brake servo unit
- fren servosu
- british capacity unit
- ingiliz hacim birimi
- british thermal unit
- ingiliz sıcaklık birimi
- capacitance unit
- kapasitans ünitesi
- capacity unit
- hacim birimi
- cartridge tape unit
- kartuş teyp birimi
- centigrade heat unit
- santigrat sıcaklık birimi
- central control unit
- merkezi denetim birimi
- central processing unit
- Merkezi İşlem Birimi
- central processing unit
- merkezi işlem birimi
- charge unit
- yük birimi
- chart comparison unit
- harita karşılaştırma ünitesi
- computer interface unit
- bilgisayar arayüz birimi
- computer memory unit
- bilgisayar bellek ünitesi
- conductance unit
- iletkenlik birimi
- control unit
- Denetim Birimi
- cubic content unit
- hacim birimi
- currency unit
- para birimi
- current unit
- akım birimi
- data communications control unit
- veri iletişimi denetim birimi
- data storage unit
- veri saklama birimi
- data unit
- veri birimi
- dead zone unit
- ölü bölge birimi
- derived unit
- türetilmiş birim
- display unit
- görüntüleme birimi
- display unit
- gösterim birimi
- domestic monetary unit
- ülke para birimi
- drying unit
- kurutma birimi
- electrical unit
- elektriksel birim
- electromagnetic unit
- elektromanyetik ünite
- electromagnetic unit
- elektromanyetik birim
- energy unit
- enerji birimi
- energy unit
- erke birimi
- energy unit
- enerji ünitesi
- flux unit
- akış birimi
- force unit
- güç birimi
- fundamental unit
- temel birim
- gaussian unit
- cgs birimi
- heat unit
- sıcaklık birimi
- hypertape unit
- hiperteyp birimi
- identity unit
- özdeşlik birimi
- illumination unit
- aydınlatma ünitesi
- imaginary unit
- sanal birim
- indicator control unit
- gösterge kontrol ünitesi
- inductance unit
- indüktans ünitesi
- input unit
- giriş birimi
- intensive care unit
- yoğun bakım ünitesi
- key to disk unit
- klavyeden diske aktarma birimi
- key to tape unit
- klavyeden şeride aktarma birimi
- lexical unit
- sözlüksel birim
- lexical unit
- sözlük birimi
- light unit
- ışık birimi
- liquid unit
- sıvı birimi
- logical unit
- mantıksal birim
- magnetic tape unit
- manyetik bant birimi
- magnetic unit
- manyetik birim
- mains unit
- şebeke unitesi
- manual word unit
- elle sözcük birimi
- mass unit
- kütle birimi
- master unit
- ana birim
- mechanized unit
- mekanize birlik
- memory unit
- bellek birimi
- metric unit
- ölçü birimi
- metrical unit
- ölçü birimi
- military unit
- askeri birim
- millimass unit
- milikütle birimi
- monetary unit
- para birimi
- power unit
- güç birimi
- program control unit
- program denetim birimi
- program control unit
- bağdarlama denetim birimi
- radioactivity unit
- radyoaktivite birimi
- receiving unit
- alıcı cihaz
- resistance unit
- direnç birimi
- slave unit
- köle birim
- storage unit
- bellek birimi
- subscriber unit
- abone ünitesi
- support unit
- destek birimi
- tail unit
- kuyruk takımı
- tape unit
- şerit birimi
- telephone unit
- telefon ünitesi
- temperature unit
- ısı ünitesi
- thing
- gerekli şey
- thing
- olay
Tom olaylar hakkında biraz daha olumlu olmayı öğrense, büyük olasılıkla insanlar ondan biraz daha hoşlanır.
- If Tom would learn to be a little more positive about things, people would probably like him a bit more.
Tom'un çoğunlukla olayları hatırlama sorunu var.
- Tom often has trouble remembering things.
- thing
- yaratık
- thing
- canlı
Canlılar hücrelerden oluşur.
- Living things are made from cells.
Tüm canlılar bir gün ölür.
- All living things die some day.
- thing
- nesne
Ben nesneleri sınıflandırmada iyi değilim.
- I'm not good at classifying things.
Aşağıdaki sözcüklere adıl denir ve cümlede özne olarak kullanılırlar. Onlar bir kişi veya nesne sunarlar.
- The following words are called pronouns and are used as the subject of a sentence. They represent a person or a thing.
- thing
- ihtiyaç
Çocukların çok şeye ihtiyacı var, ancak her şeyden önce sevgiye ihtiyaçları var.
- Children need many things, but above all they need love.
Tom ihtiyaç duymadığı birkaç şey satın aldı.
- Tom bought a few things he didn't need.
- time unit
- zaman birimi
- troy unit
- kuyumcu birimi
- unit
- tek basamaklı sayı
- unit
- parça
Tom Hawaii'nin ABD'nin bir parçası olduğunu bilmiyordu.
- Tom didn't know that Hawaii was part of the United States.
Çalışma ABD'de hayatın çok önemli bir parçasıdır.
- Work is a very important part of life in the United States.
- unit
- eşya
- unit
- birlik
Birleşmiş Milletler, anlaşmazlığa müdahale etmek için birlik gönderdi.
- The United Nations sent troops to intervene in the conflict.
Birlik paradan daha iyidir.
- Unity is better than money.
- unit
- takım
Onların takımının güçlü bir birlik duyusu var.
- Their team has a strong sense of unity.
Manchester United, hem Premier League'de hem de İngiltere'de en başarılı takımlardan biridir.
- Manchester United is one of the most successful teams in both the Premier League and England.
- unit area
- birim alan
- unit cost
- birim fiyatı
- unit length
- birim uzunluk
- unit of measurement
- ölçü birimi
- unit record
- birim kayıt
- unit volume
- birim hacim
- unit wages
- birim verginler
- unit weight
- birim ağırlık
- visual display unit
- görüntü birimi
- weight unit
- ağırlık birimi
- x unit
- dalga boyu birimi
- Financial Intelligence Unit
- Türkiye'de kara para aklama ve terörizmin finansmanını önlemek amacıyla kurulmuş Maliye Bakanlığı çatısı altında faaliyet gösteren "Mali Suçlar Araştırma Kurumu" (MASAK) tır
- add-on unit
- Yazılımda, endüstriyel ürünlerde, ev eşyalarında vb. eklendiği zaman işlev farklılığı ya da üstünlüğü yaratan birim, tamamlayıcı birim, ek birim
- analog digital unit; 1 adu = 1 dn
- analog dijital birim; 1 ADÜ = 1 dn
- antenna tuning unit
- (Elektrik, Elektronik) Anten tuneri: İçerisinde ayarlanabilir reaktansları (bobin,kondansatör) olan,radyo (verici,alıcı) ile anten arasına,transmisyon hattı üzerine bağlanıp ayarlandığında sistemi çalışma frekansında rezonansa getiren aygıt