a-married-woman

listen to the pronunciation of a-married-woman
English - Turkish

Definition of a-married-woman in English Turkish dictionary

married woman
evli kadın

Tom bu evli kadınla birlikte olmayı sürdürdü. - Tom continued his relationship with that married woman.

wife
hanım
wife
{i} karı

Karısı hakkında şikâyet etmeden asla benimle görüşmez. - He never sees me without complaining about his wife.

Karısıyla İnternet üzerinden tanıştı. - He met his wife online.

wife
{i}

She's my wife - O benim eşim.

İyi bir kız çocuğu, iyi bir eş yapacaktır. - A good daughter will make a good wife.

Eşim de seni görmekten memnun olacak. - My wife will be glad to see you, too.

wife
{i} zevce

Orbay Hatun Samsun sâhiline çıktı ve oradan Amasya'ya varıp Toruntay'ın zevcesi Gürcü hatunda misafir kaldı - Orbay Hatun landed to shore of Samsun and from there she was guest of Toruntay's wife Gürcü Hatun in Amasya.

wife
{i} (çoğ. wives) karı

She's my wife. O benim karım.

married woman
kadın

Tom, Mary'nin evli bir kadın olduğunu öğrendi. - Tom found out that Mary was a married woman.

Ben şimdi evli bir kadınım. - I'm a married woman now.

wife
kadın

O, karısını terk etti ve yarı yaşında bir kadınla aşk hayatı yaşıyor. - He left his wife and shacked up with a woman half her age.

İş yerindeki adamların karının seni başka bir kadın için terk ettiğini duyuncaya kadar bekle. - Wait till the guys at work hear that your wife left you for another woman.

woman engaged to be married
kadın nişanlı
woman he married, his wife
kadın o, karısı evlendi
English - English
wife
married woman
woman who has a husband