Onun külleri burada gömülüdür.
- His ashes are buried here.
Onun, bütün o karın altında gömülü olduğunu duyuyorum.
- I hear it's buried under all that snow.
Sami arka bahçesinde gömülmüş bir ceset buldu.
- Sami found a body buried in his backyard.
Onların Park caddesindeki bir evin bodrumunda gömülmüş bir iskelet bulduklarını duydum.
- I heard they found a skeleton buried in the basement of a house on Park Street.
Tom burada gömülmek istediğini söylüyor.
- Tom says that he wants to be buried here.
Nasıl gömülmek istediğini yazdı.
- He wrote how he wished to be buried.
Ben senin masa örtüne kahve döktüm.
- I spilled coffee on your tablecloth.
Yeni gömleğime biraz meyve suyu döktüm.
- I spilled some fruit juice on my new shirt.
Uzun lafın kısası savaş baltasını gömdük.
- To make a long story short, we buried the hatchet.
O, biricik oğlunu gömdü.
- She has buried her only son.
Aslında ne kadar petrol dökülmüş?
- How much oil has actually been spilled?