çağında

listen to the pronunciation of çağında
Turkish - English
In the age of
çağ
{i} epoch
çağ
age

This magnificent cathedral dates back to the Middle Ages. - Bu muhteşem katedral orta çağlara kadar dayanır.

We often hear it said that ours is essentially a tragic age. - Biz genellikle, bizimkinin aslında trajik bir çağ olduğunun söylenildiğini duyuyoruz.

çağ
period
çağ
era

The revolution brought in a new era. - Devrim yeni bir çağ getirdi.

This is the beginning of a new era. - Bu yeni bir çağın başlangıcıdır.

çağ
(Politika, Siyaset) cycle
çağ
time

The Diaoyu Islands have been Chinese territory since ancient times. - Diaoyu adaları çok eski çağlardan beri Çin toprağı olmuştur.

Salt was a rare and costly commodity in ancient times. - Eski çağlarda tuz az bulunan ve maliyetli bir metaydı.

çağ
day

In this day and age, life without electricity is unimaginable. - Bu çağda elektriksiz bir hayat düşünülemez.

The other day, I got a call from her. - Geçen gün ondan bir çağrı aldım.

çağ
date

This book is a little out of date. - Bu kitap biraz çağ dışı.

This machine is now out of date. - Bu makine şimdi çağ dışıdır.

ergenlik çağında sesin değişmesi
puberty vocal change
evlenme çağında
marriageable
gelinlik çağında
nubile
gelişme çağında olan
budding
olgunluk çağında
(deyim) at an advanced age
çağ
time; age, period; era, epoch
çağ
age, period
çağ
times

The pyramids were built in ancient times. - Piramitler antik çağda inşa edildiler.

Salt was a rare and costly commodity in ancient times. - Eski çağlarda tuz az bulunan ve maliyetli bir metaydı.

çağ
the right time (for something)
çağ
era, epoch
Turkish - Turkish

Definition of çağında in Turkish Turkish dictionary

ÇAĞ
(Osmanlı Dönemi) Yaş
ÇAĞ
(Osmanlı Dönemi) Boy, kamet, tenâsüb, lüzumu derece semizlik.* Devir, tarih çağları. İlkçağ, Ortaçağ, Yeniçağ, Yakınça
ÇAĞ
(Osmanlı Dönemi) Zaman, vakit, esnâ, hengâm, mevsim
Çağ
(Osmanlı Dönemi) KIVAM
Çağ
asır
Çağ
vakit
çağ
Hayatın çocukluk, gençlik gibi türlü dönemlerinden her biri, yaş
çağ
Zaman parçası, vakit
çağ
Bir şeyin uygun, elverişli zamanı: "Kendi çocuğu daha evlenecek çağda olmadığına göre kim bilir kimleri baş göz etmiştir."- S. F. Abasıyanık
çağ
Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası, dönem, devir: "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."- F. R. Atay
çağ
Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası, dönem, devir
çağ
Bir şeyin uygun, elverişli zamanı
çağ
Tarihin ayrıldığı dört büyük bölümden her biri, kurun
çağ
örgü şişi
çağ
Tarihin ayrıldığı dört büyük bölümden her biri
çağ
Bir katmanın oluştuğu süre
çağ
Evlerde pis suların aktığı çukur
çağ
Hayatın çocukluk, gençlik gibi türlü dönemlerinden her biri, yaş: "Yazık ki delikanlılık çağını çoktan aşmıştır, şakaklarına kır düşmüştür, ayrıca hastadır."- R. H. Karay