zehirle

listen to the pronunciation of zehirle
Türkisch - Englisch
{f} poison

He was poisoned by the globefish he ate. - O yediği kirpi balığından zehirlendi.

We believe it was possible that Tom poisoned Mary. - Tom'un Mary'yi zehirlemesinin mümkün olduğuna inanıyoruz.

intoxicate
envenom
zehir
venom

This snake's venom is very potent. - Bu yılanın zehiri çok güçlü.

This snake is not venomous. - Bu yılan zehirli değil.

zehirlemek
(Tıp) intoxicate
zehirlemek
poison

There have been many attempts to poison Tom. - Tom'u zehirlemek için birçok girişim vardı.

zehir
poison

Properly used, certain poisons will prove beneficial. - Uygun şekilde kullanılırsa, belirli zehirler yararlı olacaktır.

Thousands of people lost their lives in the Bhopal Gas Tragedy, and even today hundreds of thousands of people still suffer from the ill-effects of the poisonous gas. - Binlerce insan Bhopal Gaz Trajedisi'nde hayatlarını kaybetti ve bugün bile yüzlerce, hatta binlerce insan hâlâ zehirli gazın kötü etkilerinden muzdariptir.

zehir
(Kimya) toxin
zehir
toxic

Some pesticides are highly toxic to bees. - Bazı böcek zehirleri arılar için son derece zehirlidir.

Chocolate is toxic to many animals. - Çikolata bazı hayvanlar için zehirlidir.

zehir
poisson
zehirlemek
(Tıp) toxify
zehirlemek
venenate
zehir
potion

The words poison and potion are cognates. - Zehir ve iksir kelimeleri kökteştir.

zehirlemek
envenom
zehirlemek
contaminate
zehir
poison, toxic substance, toxic; venom
zehir
hemlock
zehir
poison ağı
zehir
very clever, crack, crackerjack
zehirlemek
empoison
zehirlemek
to poison ağılamak
zehirlemek
to fill (someone's) mind with harmful ideas
Türkisch - Türkisch

Definition von zehirle im Türkisch Türkisch wörterbuch

Zehir
sem
Zehir
ağı
Zehir
avu
Zehir
kibrit suyu
Zehir
(Osmanlı Dönemi) CÜHAL
Zehirlemek
otalamak
zehir
Büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı: "Dünya ile küsmüş, içi zehir dolu olarak yaşamıştı bütün gençliğini."- N. Cumalı
zehir
Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde, ağı, sem
zehir
Büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı
zehir
Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde, ağı, sem: "Evvela bir yumruk vurdu sersemledim, sonra ağzıma bilmediğim bir zehir tıktı, işte bu zehirle bayıldım."- F. R. Atay
zehirlemek
Birine zararlı düşünceler, zararlı duygular aşılamak: "Derdini size aktarıp arınmış, sizi zehirleyip bırakmıştır."- H. Taner
zehirlemek
Birine zararlı düşünceler, zararlı duygular aşılamak
zehirlemek
Öldürmek amacıyla (yedirmek, içirmek vb. yollarla) zehir vermek, ağılamak
zehirlemek
Öldürmek amacıyla yedirme, içirme vb. yollarla zehir vermek, ağılamak
zehirle
Favoriten