uzunlar

listen to the pronunciation of uzunlar
Türkisch - Englisch
bright lights
If someone talks about the bright lights, they are referring to life in a big city where you can do a lot of enjoyable and exciting things and be successful. The bright lights of Hollywood beckon many
uzun
long

It's been a long time since I visited my grandmother. - Büyükannemi ziyaret edeli uzun zaman oldu.

My dog has a long tail. - Köpeğimin uzun bir kuyruğu var.

uzun
tall

You are taller than she. - Sen ondan daha uzun boylusun.

You are taller than me. - Sen benden daha uzunsun.

uzun
elongated
uzun
slash
uzun
taller

You are taller than she. - Sen ondan daha uzun boylusun.

Bilal is taller than Karam. - Bilal Karam'dan daha uzundur.

uzun
(Gıda) chronic
uzun
slender

She was a tall, slender blonde. - O, bir uzun ince sarışındı.

Mary was a tall slender young woman with dark hair. - Mary koyu saçlı uzun ince bir genç kadındı.

uzun
prolix
uzun
spindly
Uzun
long of
Uzun
of long
uzun
to long

Her deathly paleness is due to long illness. - Uzun süredir hasta olduğundan rengi bembeyaz olmuş.

Tom is accustomed to long flights. - Tom uzun uçuşlara alışkındır.

uzun
that long
uzun
be long
Uzun
(Tıp) longus
uzun
prolonged

There followed a prolonged silence. - Uzun bir sessizlik izledi.

Avoid prolonged use of the console. To help prevent eye strain, take a break of about 15 minutes during every hour of play. - Kumanda panelinin uzun süreli kullanımdan kaçının. Göz yorgunluğunu önlemek için, oyunun her saati boyunca yaklaşık 15 dakikalık bir mola verin.

uzun
interminable
uzun
tall; lengthy
uzun
extended

If the rental period is extended beyond the agreed period, it shall be calculated a prorated rent. - Kiralama süresi kararlaştırılan süreden daha uzun ise, bir orantılı kira hesaplanacaktır.

uzun
long; tall
uzun
faraway
uzun
macro
uzun
maxi

Maximum length: 200 words. - Maksimum uzunluk: 200 kelime.

uzun
for a long time, a long time; at length
uzun
long; lengthy
uzun
maxi; far off
uzun
longbow
uzun
lang

In the German language there are many long words. - Alman dilinde birçok uzun sözcük vardır.

It takes us a long time to master a foreign language. - Yabancı bir dilde uzmanlaşmamız uzun zaman alır.

uzun
{s} lengthy

We have had lengthy discussions with Tom. - Tom'la uzun tartışmalarımız vardı.

The lengthy lecture palled on me. - Uzun ders bana bıkkınlık verdi.

Türkisch - Türkisch

Definition von uzunlar im Türkisch Türkisch wörterbuch

Uzun
(Osmanlı Dönemi) ZAKNA'
Uzun
(Osmanlı Dönemi) ANŞET
Uzun
(Osmanlı Dönemi) SERCEM
Uzun
(Osmanlı Dönemi) TUVAL
Uzun
(Osmanlı Dönemi) SEVHAK
Uzun
(Osmanlı Dönemi) MUTIRR
Uzun
(Osmanlı Dönemi) ŞER'AB
Uzun
(Osmanlı Dönemi) TUVT
Uzun
(Osmanlı Dönemi) SAYHED
Uzun
(Osmanlı Dönemi) TAVİL
Uzun
(Osmanlı Dönemi) HURCÜL
Uzun
maksi
Uzun
(Osmanlı Dönemi) TURUH
Uzun
(Osmanlı Dönemi) HİRCAB
Uzun
(Osmanlı Dönemi) HAR'ABE
Uzun
tall
uzun
Ayrıntılı, derinlemesine
uzun
İki ucu arasında fazla uzaklık olan
uzun
Ayrıntılı, derinlemesine: "Uzun düşündüğünü unuttuğu ve düşüncelerinin yönünü kaybettiği bir anda yemeğe çağırdılar."- H. E. Adıvar
uzun
Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren: "Uzun ince bir yoldayım / Gidiyorum gündüz gece."- Âşık Veysel
uzun
Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan; çok süren
uzunlar
Favoriten