uykuya

listen to the pronunciation of uykuya
Türkisch - Englisch
asleep

While I was reading in bed last night, I fell asleep with the light on. - Dün gece yatakta kitap okurken, ışık açıkken uykuya dalmışım.

Quickly Sadako tried to fold the paper before she fell asleep. - Sadako uykuya dalmadan önce hızlı bir şekilde kağıdı katlamayı denedi.

slumberous
uyku
sleep

From my own experience, illness often comes from sleeplessness. - Benim kendi deneyimlerinden, hastalık çoğunlukla uykusuzluktan kaynaklanıyor.

The poet compared death to sleep. - Şair ölümü uykuya benzetti.

uykuya dalmak
drop off
uykuya dalmak
Fall asleep

Tom is about to fall asleep. - Tom uykuya dalmak üzere.

It took me a long time to fall asleep. - Uykuya dalmak uzun zamanımı aldı.

uykuya dalmak
1. to fall asleep; to doze off. 2. to stop paying attention to what is going on around one
uykuya dalmak
go to sleep
uykuya dalmak
drop asleep
uykuya dalmak
to fall asleep

It's hard to fall asleep on stormy summer nights. - Bu fırtınalı yaz gecelerinde uykuya dalmak zordur.

Tom is about to fall asleep. - Tom uykuya dalmak üzere.

uykuya yatmak
to go to bed (in order to sleep)
uyku
nap

Why don't you go take a nap? - Neden bir uyku çekmeye gitmiyorsun?

He tried to make up for his lack of sleep by taking a nap. - Kestirerek uykusuzluğunu gidermeye çalıştı.

uyku
{s} sleeping

Dalida died from an overdose of sleeping pills. - Dalida aşırı dozda uyku hapından öldü.

Tom felt comfortable inside his sleeping bag. - Tom uyku tulumunun içinde rahat hissetti.

uyku
repose
uykuya dalmak
nod off
uykuya dalmak
drift off
uykuya dalmak
sink into sleep
uykuya dalmak
drift into sleep
uykuya dalmak
dope off
uyku
slumber

He fell into a slumber inadvertently. - O istemeden uykuya daldı.

uyku
kip
uyku
zizz
uyku
{i} snooze
uyku
shut-eye
Uykuya dalmak
fall into sleep
tekrar uykuya dalmak
get back to sleep
uyku
a sleep
Uyku
(Tıp) hypno
ağlayarak uykuya dalmak
weep oneself to sleep
derin uykuya dalmak
to fall fast asleep
derin uykuya dalmış
fast asleep
uyku
shuteye
uyku
{i} slumbers
uyku
sleep, shut-eye, kip
uyku
{i} rest

I want you to get a good night's rest. - Ben iyi bir gece uykusu uyumanı istiyorum.

uyku
dorm

At the end of the sleep the dormant awakes. - Uykunun sonunda uyuyan uyanır.

uyku
sleepiness, drowsiness
uykuya dalmak
doze
Türkisch - Türkisch

Definition von uykuya im Türkisch Türkisch wörterbuch

UYKU
(Osmanlı Dönemi) Bak: Kaylule
Uyku
menam
Uyku
(Osmanlı Dönemi) VESN
Uyku
hab
uyku
Dış uyaranlara karşı bilincin, bütünüyle veya bir bölümünün yittiği, tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu: "Rahat bir uyku uyumuştum."- S. F. Abasıyanık. Çevrede olup bitenin farkında olmama, gaflet, aymazlık
uyku
Çevrede olup bitenin farkında olmama, gaflet, aymazlık
uyku
Doğada görülen sükûnet durumu
uyku
(Osmanlı Dönemi) nevm
uykuya
Favoriten