usual, used, frequented

listen to the pronunciation of usual, used, frequented
Englisch - Türkisch

Definition von usual, used, frequented im Englisch Türkisch wörterbuch

accustomed
{s} alışkın

Tom telefonda kızları aramaya alışkındır. - Tom is accustomed to calling up girls on the telephone.

Erken kalkmaya alışkınım. - I'm accustomed to getting up early.

accustomed
{s} alışılmış

Alışılmış olandan farklı bir bağlamda bir şey görmek şaşırtıcı olabilir. - Seeing something in a different context than the accustomed one can be surprising.

accustomed
alışkan
accustomed
her zamanki
accustomed
(~ to) alışkın
accustomed
{f} alıştır

O hızla kendini yeni çevresine alıştırdı. - He quickly accustomed himself to his new surroundings.

Kısa sürede kendini soğuk havaya alıştırdı. - He soon accustomed himself to cold weather.

accustomed
alıştırılmış
accustomed
{s} alışmış

Yoluna çıkan herhangi birine rüşvet vermeye alışmış. - He is accustomed to bribing anyone who gets in his way.

Tom burada çalışmaya alışmış durumda. - Tom has gotten accustomed to it working here.

accustomed
{s} alışık

Böyle bir davranışa alışık değilim. - I'm not accustomed to such treatment.

Annem zor işe alışık değildir. - My mother is not accustomed to hard work.

Englisch - Englisch
{a} accustomed
usual, used, frequented
Favoriten