unsupplied; destitute; with of

listen to the pronunciation of unsupplied; destitute; with of
Englisch - Türkisch
unsupplied, muhtaç; ile
helpless
aciz

Bazı spekülatörler yaşlı insanların cehalet ve acizliklerinden yararlanmaktadır. - Some speculators take advantage of the ignorance and helplessness of old people.

helpless
çaresiz

Tom tamamen çaresiz hissetti. - Tom felt completely helpless.

O çaresizce mücadele ediyor. - She is struggling helplessly.

helpless
yardıma muhtaç
helpless
{s} biçare
helpless
umarsız
helpless
naçar
helpless
savunmasız
helpless
{s} güçsüz
helpless
{s} âciz; savunmasız
helpless
kendisini idare edemeyen
helpless
{s} yeteneksiz
helpless
{s} beceriksiz
Englisch - Englisch
helpless
unsupplied; destitute; with of
Favoriten