to make a difference; to signify; to matter; used impersonally

listen to the pronunciation of to make a difference; to signify; to matter; used impersonally
Englisch - Türkisch

Definition von to make a difference; to signify; to matter; used impersonally im Englisch Türkisch wörterbuch

skill
{i} beceriklilik
skill
(Askeri) YETENEK, BECERİ, MELEKE, USTALIK
skill
el alışkanlığı
skill
vasıf
skill
hüner
skill
marifet
skill
beceri

Tom bir fotoğrafçı olarak becerilerini geliştirmek istedi. - Tom wanted to hone his skills as a photographer.

Amerika'da iken İngilizce becerisini geliştirdi. - He developed his English skill while he was in America.

skill
kesp
skill
ustalık

Aleti ustalıkla idare etti. - He handled the tool skillfully.

skill
{i} kabiliyet
skill
{i} maharet

Çalışan bir adama yaşına göre değil maharetine göre ödeme yapılmalı. - A working man should be paid in proportion to his skill, not his age.

skill
{i} yetenek

Tom yetenekli bir marangozdur. - Tom is a skillful carpenter.

Bir insan ne kadar çok yetenek öğrenirse, topluma o kadar daha çok katkıda bulunur. - The more skills one masters, the greater contribution one can make to society.

Englisch - Englisch
skill
to make a difference; to signify; to matter; used impersonally
Favoriten