Molada bacaklarımı germek için kalktım.
- During the intermission I got up to stretch my legs.
Bacaklarım acıyor çünkü bugün çok yürüdüm.
- My legs hurt because I walked a lot today.
Ben treni yakalamak için gerçekten koşmak zorunda kaldım.
- I really had to run for it to catch the train.
Ben istasyona kadar koşmak zorunda kaldım.
- I had to run to the station.
Benim ellerim ve ayaklarım şişti.
- My hands and legs are swollen.
Ayakları kırık sandalyeleri at.
- Throw away the chairs whose legs are broken.
He was a descendant of Julius Caesar.
- O, Julius Caesar'ın torunu.
We want to leave our descendants a clean and green earth.
- Torunlarımıza temiz ve yeşil bir dünya bırakmak istiyoruz.
He sat surrounded by his grandchildren.
- Torunları tarafından çevrilmiş şekilde oturdu.
The old man was accompanied by his grandchild.
- Yaşlı adama torunu tarafından eşlik edildi.
Tom is Mary's grandson.
- Tom Mary'nin erkek torunudur.
The old man is always accompanied by his grandson.
- Yaşlı adama her zaman torunu eşlik eder.
The old lady smiled at her granddaughter.
- Yaşlı bayan kız torununa gülümsedi.
She searched for her granddaughter who had been taken away.
- O kaçırılan torununu aradı.
An old man sat surrounded by his grandchildren.
- Yaşlı bir adam etrafı torunlarıyla çevrili olarak oturdu.
I didn't know your grandchildren lived in Boston.
- Torunlarının Boston'da yaşadığını bilmiyordum.
... to decide whether your computer is running the software that you want it to run. Now, ...
... completely student-organized and student-run nonprofit. ...