sormak

listen to the pronunciation of sormak
Türkisch - Englisch
ask

Don't hesitate to ask for advice. - Tavsiye sormaktan çekinme.

I've been to Osaka to ask after my sick friend. - Hasta arkadaşımın hatırını sormak için Osaka'ya gittim.

inquire

I am writing to inquire whether you have any positions available. - Herhangi bir mevcut pozisyonunuz olup olmadığını sormak için yazıyorum.

I went to the hospital to inquire after his health. - Onun sağlığını sormak için hastaneye gittim.

consult
put

She put up her hand to ask a question. - Bir soru sormak için elini kaldırdı.

If you want to ask a question, please put your hand up. - Soru sormak istiyorsanız lütfen elinizi kaldırın.

inquire about

I would like to inquire about your services and prices. - Hizmetleriniz ve ücretleriniz hakkında soru sormak istiyorum.

inquire of
to ask, to query; to ask about; to inquire
query
enquire
pose
demand
ask about

I went to the hospital to ask about his health. - Onun sağlığını sormak için hastaneye gittim.

The workers came to ask about their pay raises. - İşçiler maaş artışlarını sormak için geldi.

propose
to suck; to slurp
seek
asked

Tom eventually asked the question he came here to ask. - Tom sonunda sormak için buraya geldiği soruyu sordu.

Would you mind if I asked you a question about Tom? - Sakıncası yoksa sana Tom hakkında bir soru sormak istiyorum.

assume

I assume you're here to ask me about Tom. - Sanırım bana Tom hakkında soru sormak için buradasın.

speer
poser
soru sormak
ask

She knew better than to ask such a stupid question. - Böylesina aptal bir soru sormaktan daha iyisini biliyordu.

The pupil held up his hand to ask a question. - Öğrenci bir soru sormak için elini kaldırdı.

soru sormak
query
soru sormak
Ask question

Don't hesitate to ask questions if you don't understand. - Anlamazsan soru sormaktan çekinme.

Don't be afraid to ask questions. - Soru sormaktan korkma.

soru sormak
interrogate
soru sormak
put a question to
soru sormak
enquire
soru sormak
question

Tom wanted to ask Mary a question. - Tom Mary'ye bir soru sormak istedi.

I'm doing some history research and would like to ask you a few questions. - Biraz geçmişi araştırma yapıyorum, ve size birkaç soru sormak istiyorum.

soru sormak
inquire

I would like to inquire about your services and prices. - Hizmetleriniz ve ücretleriniz hakkında soru sormak istiyorum.

sorular sormak
question

I'd like to ask you some questions about some of the people who work for you. - Sizin için çalışan insanların bazıları hakkında size bazı sorular sormak istiyorum.

I'm afraid I'm going to have to ask you some questions. - Korkarım size bazı sorular sormak zorunda kalacağım.

sorma
{i} asking

As soon as I entered the class, the students started asking questions. - Öğrenciler sorular sormaya başladığında sınıfa henüz girmiştim.

I have no intention of asking him. - Ona sormaya niyetim yok.

kimlik sormak
challenge
sor
(Bilgisayar) prompt

I appreciate your answering my enquiry so promptly. - Soruma çok çabuk cevap verdiğin için minnet duyuyorum.

Prompt action prevents trouble in the future. - Zamanında yapılan eylem gelecekteki sorunu engeller.

sorma
inquiring
sor
{f} inquiring

Tom looked at Mary inquiringly. - Tom Mary'ye sorgulayarak baktı.

The police were inquiring into the suspect's past. - Polis şüphelinin geçmişini soruşturuyordu.

sor
{f} asking

As soon as I entered the class, the students started asking questions. - Öğrenciler sorular sormaya başladığında sınıfa henüz girmiştim.

He's always asking silly questions. - O her zaman aptal sorular soruyor.

sor
inquire of
sor
ask

Ask her when she comes back. - O geri döndüğünde ona sor.

Don't hesitate to ask for advice. - Tavsiye sormaktan çekinme.

sor
{f} asked

He asked her where she lived. - O, ona nerede yaşadığını sordu.

I asked a policeman for directions. - Polise yol tarifi sordum.

birine sormak
ask someone to
kendi kendine sormak
to ask himself
adres sormak
enquire about an address
adres sormak
ask the address of
adres sormak
ask for direction
ahret suali sormak
to cross-examine
akıl sormak
advise with
akıl sormak
to inquire, to consult
arayıp sormak
cast around
arayıp sormak
cast about
birinden hesap sormak
call someone to account
doktora sormak
take medical advice
fikrini sormak
ask smb. for advice
fiyatını sormak
inquire the price
hastaya karpuz/çorba/kar sormak
to ask someone if he wants something when it's obvious he does
hatır sormak
to ask after
hatır sormak
to ask (someone) how he is, ask after/about (someone)
hatırını sormak
inquire after smb
hatırını sormak
ask about
hatırını sormak
ask after
hesabını sormak
bring to book
hesabını sormak
to pay sb back
hesap sormak
call smb. to account
hesap sormak
to call (someone) to account
hesap sormak
call to account
hesap sormak
bring to account
hesap sormak
bring smb. to account
hesap sormak
hold responsible
hesap sormak
to call (sb) to account (for)
kabir suali sormak
to pester someone with exasperating questions
keyif sormak
to ask someone how he's feeling
kimlik sormak
to challenge
pat diye sormak
pop
saati sormak
ask the time
sağlığını sormak
inquire after smb
sağlığını sormak
ask about

I went to the hospital to ask about his health. - Onun sağlığını sormak için hastaneye gittim.

sağlığını sormak
ask after
sorma
questlon
sual sormak
to ask (someone) a question
sual sormak
to ask (sb) a question
tanığa sorular sormak
cross question
yazıp sormak
write to ask
yol sormak
to ask sb the way
yolu sormak
ask smb. the way
yolu sormak
ask the way
Englisch - Englisch

Definition von sormak im Englisch Englisch wörterbuch

sor
Statutory Orders and Regulations
sor
Statement of Requirements A phrase used in tenders to specify exactly what is needed
sor
Statement of Requirements
sor
Source of Repair CN - Contractor OO - Hill AFB, Ogden UT, OO/ALC SA - Kelly AFB, San Antonio TX, SA/ALC SM - McClellan AFB, Sacremento CA, SM/ALC WR - Warner-Robins AFB, Warner-Robins GA -->
sor
the Statement of Requirement, also known as SOW, describes the procurement deliverables
Türkisch - Türkisch
Birine soru yönelterek herhangi bir konuda ondan bilgi istemek, sual etmek: "Hastanenin nöbetçi doktoru yok mu? diye soruyorum."- R. N. Güntekin
Bir işin sorumluluğu kendisinde olmak, bir işten sorumlu bulunmak
Sorumak , emmek
Birine soru yönelterek herhangi bir konuda ondan bilgi istemek, sual etmek
(Osmanlı Dönemi) TEFTİŞ
sual etmek
sorma
Sormak işi
Englisch - Türkisch

Definition von sormak im Englisch Türkisch wörterbuch

SOR
(Askeri) ihtiyacın beyanı (statement of requirement)
sormak
Favoriten