sevinç

listen to the pronunciation of sevinç
Türkisch - Englisch
joy

My cat is thrilled with joy when she gets fish for dinner. - Kedi akşam yemeği için balık aldığında sevinçten heyecanlandı.

The traditional way of learning a language may satisfy at most one's sense of duty, but it can hardly serve as a source of joy. Nor will it likely be successful. - Bir dil öğrenmenin geleneksel yolu olsa olsa birinin görev duygusunu tatmin edebilir ama o bir sevinç kaynağı olarak hizmet edemez. Ayrıca muhtemelen başarılı olmayacaktır.

(isim) Delight, joy, pleasure
glee

I'm a member of the glee club. - Ben sevinç kulübün bir üyesiyim.

pleasure

Maria's eyes lightened with pleasure. - Mary'nin gözleri sevinçle parlıyordu.

elation
mirth
gladness
delight

Elizabeth was delighted. - Elizabeth sevinçliydi.

Tom cried out with delight. - Tom sevinçle haykırdı.

gaiety
rejoicing
exultation
joy, delight, glee, elation, mirth
happiness

Without the risk of pain, there can be no happiness and joy. - Acı riski olmadan, mutluluk ve sevinç olamaz.

complacency
gratification
radiance
jubilance
elate

I was extremely elated. - Ben son derece sevinçliydim.

I'm absolutely elated. - Kesinlikle sevinçliyim.

sevinç çığlığı
cheer
sevinç duymak
to rejoice
sevinç gözyaşları
tears of joy
sevinç çığlığı
crow
sevinç çığlığı atmak
crow
aşırı sevinç
frenzy
buruk sevinç
bittersweet joy
buruk sevinç
bittersweet happiness
Türkisch - Türkisch
İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku: "Yaşama sevinci her şeyin yerini tu(Tarih) "- R. H. Karay
İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku
sürur
(Osmanlı Dönemi) MERAH
kıvanç
meserret
sevinç
Favoriten