savunan

listen to the pronunciation of savunan
Türkisch - Englisch
(Hukuk) advocating
apologetic
defensive
apologetical
(hak) assertive
defender
assertive
defending
savunan kimse
upholder
savunan kimse
defender
savunan kimse
apologist
savunan kimse
(görüş) assertor
savun
{f} advocate

He advocates reform in university education. - Üniversite eğitiminde reformu savunuyor.

He advocated the reduction of taxes. - Vergilerin azaltılmasını savundu.

savun
{f} defending

We are defending the same cause. - Biz aynı nedeni savunuyoruz.

I was defending myself. - Kendimi savunuyordum.

savun
defend

Paris did her best to defend her liberties. - Paris, özgürlüklerini savunmak için elinden geleni yaptı.

It is more difficult to defend oneself than to defend someone else. Those who doubt it may look at lawyers. - Kendini savunmak başka birini savunmaktan daha zordur. Şüphe edenler avukatlarına bakabilirler.

savun
argue for
savun
stick up for

I will never forgive you because you did not stick up for me at the meeting. - Beni toplantıda savunmadığın için seni asla affetmeyeceğim.

dini inançları savunan ilâhiyat dalı
apologetics
güneyde beyazların üstünlüğünü savunan partili
Dixiecrat
kadınların seçme hakkını savunan kadın
suffragette
tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse
devil's advocate
Finnisch - Türkisch

Definition von savunan im Finnisch Türkisch wörterbuch

savun
duman çıkarmak
savun
hiddetlenmek
savun
keskin kokulu gaz