süreli

listen to the pronunciation of süreli
Türkisch - Englisch
periodical
(something) which lasts for (a certain amount of) time: Bedia'nın somurtkanlıkları kısa sürelidir. Bedia's sulks are short-lived
periodic
(Ticaret) transitory
(Politika, Siyaset) timely
süreli yayın
periodical
süreli yayın
(a) periodical
kısa süreli yağmur
shower
uzun süreli
Long-term

It may be easier to get a long-term visa if your spouse is a citizen. - Eğer eşiniz bir vatandaş ise uzun süreli bir vize almak daha kolay olabilir.

Long-term unemployment can be very frustrating and demoralising. - Uzun süreli işsizlik çok sinir bozucu ve moral bozucu olabilir.

uzun süreli
sustained
belirsiz süreli
(İnşaat) indefinite period
en az erişim süreli kod lama
minimum-access coding
en az erişim süreli kodlama
minimum access coding
en az erişim süreli kodlama
(Bilgisayar) minimum-access coding
en az erişim süreli yordam
minimum-access routine
en az erişim süreli yordam
minimum access routine
esnek süreli kredi
swing credit
hece süreli ritim
(Dilbilim) syllable-timed rhythm
kısa süreli
short winded
kısa süreli
short term
kısa süreli
shortlived
kısa süreli
snatchy
kısa süreli
gig
kısa süreli konuk
transient
kısa süreli önceden mevzilendirilmiş gemiler
(Askeri) near-term pre-positioned ships
uzun süreli
long dated
uzun süreli
long term
uzun süreli
long lived
uzun süreli
longtime

Tom and Mary are longtime residents. - Tom ve Mary uzun süreli sakinlerdir.

Tom and Mary are longtime residents of Boston. - Tom ve Mary Boston'un uzun süreli sakinleri.

vurgu süreli ritim
(Dilbilim) stress-timed rhythm
Türkisch - Türkisch
Belirli aralıklarla yapılan, çıkan, mevkut, periyodik
Englisch - Türkisch

Definition von süreli im Englisch Türkisch wörterbuch

uzun süreli tedavi
Long term treatment
süreli
Favoriten