sözcü

listen to the pronunciation of sözcü
Türkisch - Englisch
spokesman

The spokesman confirmed that the report was true. - Sözcü raporun doğru olduğunu onayladı.

The spokesman explained the contents of the treaty to the press. - Sözcü, anlaşmanın içeriğini basına açıkladı.

mouthpiece
speaker

A crowd of people gathered around the speaker. - Sözcünün etrafında büyük bir kalabalık toplandı.

The speaker's comments were highly offensive. - Sözcünün yorumları oldukça rahatsız ediciydi.

rapporteur
prov. talker
announcer
coryphaeus
public speaker
public spokesman
Türkisch - Türkisch
Bir kurul, bir topluluk veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse: "Kongrede bunların beş yüz sözcüsü bulunuyordu."- H. Taner
Bir kurul, bir topluluk veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse
Bir komisyonun verdiği kararların gerekçesini kaleme alıp genel kurul karşısında savunmakla görevlendirilen üye, raportör
raportör
(Osmanlı Dönemi) vekil
sözcü
Favoriten