I played tennis after school.
- Okuldan sonra tenis oynadım.
Resident Evil 4 is one of the best games I have ever played.
- Resident Evil 4 şu ana kadar oynadığım en iyi oyunlardan biridir.
I am learning Japanese to play mahjong in Japan.
- Japoncayı Japonya'da mahjong oynamak için öğreniyorum.
I will teach you to play chess.
- Sana satranç oynamayı öğreteceğim.
Certainly, I like playing cards.
- Kesinlikle,kart oynamayı severim.
I like playing football.
- Futbol oynamayı severim.
One thing you should know about me is that I play poker every Friday night.
- Benim hakkımda bilmen gereken bir şey her cuma gecesi poker oynamamdır.
Tom doesn't know how to play poker.
- Tom nasıl poker oynayacağını bilmiyor.
I'm feeling a little frisky.
- Kendimi biraz oynak hissediyorum.
Don't toy with her affections.
- Onun duyguları ile oyun oynama.
You think you can toy with me, but I don't play games.
- Benimle oynayabileceğini düşünüyorsun ama ben oyun oynamam.
Children play with toys.
- Çocuklar oyuncakları ile oynarlar.
The children played with toy blocks.
- Çocuklar oyuncak bloklarla oynadılar.