minik

listen to the pronunciation of minik
Türkisch - Englisch
tiny

The last time you saw her, she was just a tiny baby. - Sen onu son gördüğünde o daha minik bir bebekti.

Mary helped her mother water the garden with her tiny watering can. - Mary minik sulama kutusuyla annesinin bahçeyi sulamasına yardım etti.

minute

Minute particles are hard to see with the naked eye. - Minik parçacıkları çıplak gözle görmek zordur.

petit
weensy
wee
weenie
dear
small and sweet
micro
teeny
cute little thing or person; toddler, tot
teeny weeny
small
tiny and adorable, very small and cute
petite
diminutive, dear, small and sweet
diminutive
minuscule
matıan
minik domuz
piggy
minik kıvrım
(Bilgisayar) microbend
minik kuş
dickey bird
minik kuş
dickey
minik kuş
dicky
minik kuş
birdie
minik noktalı çalı kriketi
(Hayvan Bilim, Zooloji) tiny speckled bush-cricket
minik sinek
(Hayvan Bilim, Zooloji) tiny fly
minik çalı kriketi
(Hayvan Bilim, Zooloji) small bush-cricket
kokteyllerde sunulan minik sandviç
canape
uçak kazasına neden olduğuna inanılan minik cin
gremlin
çiçeği oluşturan minik çiçeklerden her biri
floret
Türkisch - Türkisch
Küçük ve sevimli
minik
Favoriten