kaybetmiş

listen to the pronunciation of kaybetmiş
Türkisch - Englisch
bereft
yolunu kaybetmiş
disoriented
kaybet
lose

Don't lose confidence, Mike. - Güvenini kaybetme, Mike.

The yen is expected to lose value against the dollar. - Yen'in dolar karşısında değer kaybetmesi bekleniyor.

kaybet
mislay
kaybet
{f} losing

She forgave him for losing all her money. - O, tüm parasını kaybettiği için onu bağışladı.

I can't stand losing her. - Ben onu kaybetmeye dayanamam.

kaybet
{f} lost

I have lost my watch. - Kol saatimi kaybettim.

Tom lost no time in parting with the money. - Tom parayı elden çıkarmak için zaman kaybetmedi.

kendini kaybetmiş
lost
birliğini kaybetmiş asker
straggler
el alışkanlığını kaybetmiş
rusty
hafızasını kaybetmiş
amnesiac
kaybet
mislaid

I've mislaid my watch. - Kol saatimi kaybettim.

kaybet
forfeit
yakınını kaybetmiş
bereaved
yakınını kaybetmiş kimse
the bereaved
yolunu kaybetmiş
stray
yolunu kaybetmiş
strayed
kaybetmiş
Favoriten