karşıla

listen to the pronunciation of karşıla
Türkisch - Englisch
meet

Did that hotel meet your expectations? - Otel beklentilerini karşıladı mı?

Rain or shine, the athletic meet will be held. - Her durumda, atletik karşılaşma düzenlenecek.

{f} countervailing
{f} welcoming

Please help me in welcoming Tom. - Lütfen Tom'u karşılamam da bana yardım et.

Where's the welcoming committee? - Karşılama komitesi nerede?

countervail
counter
defray

The government was compelled to defray the costs of the war. - Hükümet savaş maliyetleri karşılamak zorunda kaldı.

afford

I cannot afford a camera above 300 dollars. - Ben, 300 doların üzerindeki bir kamerayı maddi olarak karşılayamam.

That was all I could afford. - Bütün karşılayabildiğim buydu.

karşılamak
{f} meet

She promised to meet him last night. - O dün gece onu karşılamak için söz verdi.

In many parts of the world, there is not enough food to meet everyone's needs. - Dünyanın pek çok yerinde, herkesin ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli yiyecek yoktur.

karşılamak
welcome

We stood at the door to welcome our guests. - Misafirlerimizi karşılamak için kapıda durduk.

They waved flags to welcome the princess. - Prensesi karşılamak için bayraklar salladılar.

karşılamak
{f} fulfill
karşılamak
recoup
karşılamak
satisfy

I was chosen to satisfy you. - Seni karşılamak için seçildim.

karşılamak
{f} take

Don't take the trouble to come and meet me. - Gelip beni karşılamak için zahmet etmeyin.

karşılamak
greet

Tom wasn't there to greet Mary. - Tom Mary'yi karşılamak için oradaydı.

Paul came to Rome to greet me. - Paul beni karşılamak için Roma'ya geldi.

karşılamak
supply
karşılamak
{f} provide

I'm trying my best to provide for you and your sister. - Senin ve kız kardeşinin ihtiyaçlarını karşılamak için elimden gelenin en iyisini yapıyorum.

I'm trying my best to provide for you and your brother. - Senin ve erkek kardeşinin ihtiyaçlarını karşılamak için elimden gelenin en iyisini yapıyorum.

karşılamak
counter to
karşılamak
welcoming
karşılamak
block up
karşılamak
fill
karşılamak
dated
karşılamak
make something up
karşılamak
make up for something
karşılamak
greet with
karşılamak
take care of
karşılamak
confront
karşılamak
go far
karşılamak
face
karşılamak
respond
karşılamak
salute
karşılamak
{f} provision
karşılamak
counter
karşılamak
receive
karşılamak
cover

That's enough money to cover the expenses. - O, masrafları karşılamak için yeterli paradır.

I have to cover his loss. - Onun kaybını karşılamak zorundayım.

karşılamak
fulfil
cesaretle karşıla
chin up
karşılamak
to remedy; to prevent
karşılamak
make amends
karşılamak
recompense
karşılamak
take&advantage&of
karşılamak
to welcome, to receive; to receive, to greet with; to meet, to cover; to compensate; to block up
karşılamak
countervail
karşılamak
answer
karşılamak
counterpoise
karşılamak
(zarar) redress
karşılamak
{f} compensate
karşılamak
encounter
karşılamak
to go to meet; to welcome
karşılamak
counterbalance
karşılamak
(haber vb.) receive
karşılamak
to respond to, react to
karşılamak
to cover, pay; to be enough (for), meet (a need)
Türkisch - Türkisch

Definition von karşıla im Türkisch Türkisch wörterbuch

karşılamak
Boksta karşı oyuncunun yumruklarını savmak
karşılamak
Karşılık olmak, denk gelmek, tekabül etmek: "Herhâlde bu küçük bahçeyi kendi sebze ihtiyaçlarını karşılamak için yetiştirmişlerdi."- N. Cumalı
Karşılamak
istikbal etmek
karşılamak
Dışarıdan gelen bir kimseye karşılayıcı olarak çıkmak, istikbal etmek: "Belgrad, Türkiye Cumhuriyeti başvekilini karşılamaya hazırlamıştır."- F. R. Atay
karşılamak
Önlemek, durdurmak
karşılamak
Dışardan gelen bir kimseye karşılayıcı olarak çıkmak, istikbal etmek
karşılamak
Söylenen, yapılan, bildirilen bir şeyi olumlu veya olumsuz bulmak: "Bu suçlamayı hiç üzerimize almadan karşılar ve hoş görürüz."- B. Felek. Önlemek, durdurmak
karşılamak
Söylenen, yapılan, bildirilen bir şeyi olumlu veya olumsuz bulmak
karşılamak
Karşılık olmak, denk gelmek, tekabül etmek
karşıla
Favoriten