O dün bizi görmek için geldi.
- She came to see us yesterday.
Kız bayıldı, fakat biz onun yüzüne su döktüğümüzde o kendine geldi.
- The girl fainted, but she came to when we threw water on her face.
Bu yüzden mi buraya geldin?
- Is that why you came here?
Sen benim yasağıma rağmen geldin.
- You came despite my ban.
Kurt, kurt diye çocuk bağırdı! ve köylüler ona yardım etmek için dışarı çıktılar.
- The boy cried Wolf, wolf! and the villagers came out to help him.
O öfkeli bir yüz ile dışarı çıktı.
- He came out with an angry face.