inandırıcı

listen to the pronunciation of inandırıcı
Türkisch - Englisch
{s} credible

If you want to be credible, tell people only what they believe. - İnandırıcı olmak istiyorsan insanlara sadece inandıkları şeyleri söyle.

{s} persuasive

I wasn't persuasive enough. - Yeterince inandırıcı değildim.

convincing

It doesn't look too convincing. - Çok inandırıcı görünmüyor.

That wasn't very convincing. - Bu çok inandırıcı değildi.

conclusive
likely
persuasive, suasive (words, action, person); convincing, compelling (words, action)
vivid

The author described the murder case vividly. - Yazar cinayet davasını inandırıcı biçimde açıkladı.

evidentiary
demonstrative
potent
colorable
evidential
persuasive, convincing, plausible, cogent
cogent
action
plausible

It's a plausible story. - O, inandırıcı bir hikayedir.

inandırıcı kanıtlar
(Hukuk) cogent
inandırıcı kimse
persuader
inandırıcı olmama
flimsiness
inandırıcı olmayan
flimsy
inandırıcı olmayan
unconvincing

The Allies made a very unconvincing attempt to help the Russians. - Müttefikler Ruslara yardımcı olmak için çok inandırıcı olmayan bir girişimde bulundular.

inandırıcı ve etkileyici konuşan
oratorical
Türkisch - Türkisch
İnandıran, inandırma özelliği olan, mukni: "Ama ne kadar özden, ne kadar inandırıcı idi bilseniz."- Y. Z. Ortaç
İnandıran, inandırma özelliği olan, mukni
İnandırıcı
kandırıcı
inandırıcı
Favoriten