iktidarsız

listen to the pronunciation of iktidarsız
Türkisch - Englisch
(sexually) impotent (male)
(someone) who does not possess the power or capacity to do something
weak, incapable; impotent
impotent

My husband is impotent. What should I do? - Benim kocam iktidarsız. Ne yapmalıyım?

What should I do if my husband is impotent? - Kocam iktidarsızsa ne yapmalıyım?

unable
iktidar
power

Communists took power in China in 1949. - Koministler 1949 yılında Çin'de iktidara geldi.

Power brings corruption. - İktidar yolsuzluğa neden olur.

iktidar
{i} ability
iktidar
exercise power
iktidar
puissance
iktidar
{i} capacity
iktidar
{i} capability
iktidar
{i} potency
iktidar
lap
iktidar
{i} potential
iktidar
political power
iktidar
power, ability, capacity: Vezirin seni nefyetmeye iktidarı var. The vizier has the power to exile you. Bu iş dem'in mali iktidarı üstünde. This job is beyond dem's financial capacity
iktidar
ability, capacity, power; government, power; (male) sexual potency, virility
iktidar
(a) group that is in power, (a) government
iktidar
potency, ability of a male to perform sexual intercourse
Türkisch - Türkisch
Gücü, yeteneği olmayan, beceriksiz, yetersiz: "Selim bu vakayı anlatmaya iktidarsız görünüyordu."- P. Safa
Gücü, yeteneği olmayan, beceriksiz, yetersiz
Cinsel gücü olmayan (erkek)
iktidar
Bir işi başarabilme yetki ve yeteneği
iktidar
Bir işi yapabilme gücü, erk, kudret: "Bu iş benim iktidarım haricinde, demez mi?"- S. F. Abasıyanık
iktidar
Bu yetkiyi elinde bulunduran kişi ve kuruluşlar
iktidar
(Osmanlı Dönemi) güç, kuvvet
iktidar
Devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma yetkisi: "Almanya'daki öğrenciliğim Hitler'in iktidar yıllarına rastlar."- H. Taner
iktidar
Bir işi yapabilme gücü, erk, kudret
iktidar
Devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma yetkisi; bu yetkiyi elinde bulunduran kişi ve kuruluşlar
İKTİDAR
(Osmanlı Dönemi) Güç, takat. Kudret. Güç yetmek. Yapabilmek
iktidarsız
Favoriten