To be always honest is not easy.
- Her zaman dürüst olmak kolay değildir.
You're always singing.
- Her zaman şarkı söylüyorsun.
Every time I hear that song, I think of my high school days.
- O şarkıyı duyduğum her zaman,lise günlerimi düşünürüm.
You can't expect me to always think of everything!
- Her zaman her şeyi düşünmemi bekleyemezsin.
You can call me at any time.
- Beni her zaman arayabilirsin.
You can call me any time.
- Beni her zaman arayabilirsin.
Tom always blames me for everything.
- Tom her zaman beni her şey için suçluyor.
Tom always blames Mary for everything.
- Tom her zaman Mary'yi her şey için suçluyor.
He stayed there all the time.
- O her zaman orada kaldı.
Bill is honest all the time.
- Bill her zaman dürüsttür.
My five year old daughter always goes to kindergarten happy and full of energy.
- Beş yaşındaki kızım kreşe her zaman mutlu ve enerji dolu gider.
With a microwave oven like this, it's always New Year's Eve!
- Böyle bir mikrodalga fırınla, her zaman Yılbaşı gecesidir!
She did nothing but cry all the while.
- O her zaman ağlamaktan başka hiçbir şey yapmadı.
He kept smoking all the while.
- O her zaman sigara içmeye devam etti.
I am forever in trouble.
- Benim her zaman başım belada.
He will forever live on in our memories.
- O her zaman anılarımızda yaşayacak.
You can leave at any time.
- Her zaman gidebilirsin.
An earthquake can happen at any time.
- Bir deprem her zaman olabilir.
He drinks his coffee black every time.
- O, her zaman kahvesini sade içer.
Every time I hear that song, I think of my high school days.
- O şarkıyı duyduğum her zaman,lise günlerimi düşünürüm.
It was you all along, wasn't it?
- O her zaman sendin, değil mi?
I will be glad to help you anytime.
- Size yardım etmekten her zaman mutlu olacağım.
You're welcome back anytime.
- Her zaman tekrar gelebilirsin.
Keep clear at all times.
- Her zaman açık tutun.
Pay attention to your surroundings at all times.
- Her zaman çevrenize dikkat edin.