dikkat etmemek

listen to the pronunciation of dikkat etmemek
Türkisch - Englisch
lose track of
be unobservant of
not to pay attention
be heedless of
dikkat et
{f} notice

Tom noticed Mary wasn't paying attention. - Tom Mary'nin dikkat etmediğini fark etti.

It's my fault that the cake was burned. I was talking on the phone and didn't notice the time. - Kekin yanması benim hatamdır. Telefonda konuşuyordum ve zamana dikkat etmedim.

dikkat et
look sharp
dikkat et
watch out

Tom made a list of potential problems that we should watch out for. - Tom dikkat etmemiz gereken potansiyel sorunların bir listesini yaptı.

Watch out for her. Her weapon is language - if she wants to, she'll talk you to death. - Ona dikkat et. Onun silahı dildir, o isterse sizinle ölene dek konuşur.

dikkat et
{f} heed

They gave no heed to the warning. - Uyarıya dikkat etmediler.

Take heed of her advice. - Onun tavsiyesine dikkat et.

dikkat et
{f} note

You need to take note of this! - Buna dikkat etmelisin!

Please take note of that. - Lütfen ona dikkat et.

dikkat et
nota bene
dikkat et
nix
dikkat etmeme
nonattention
dikkat etmeme
{i} inattention
dikkat etmemek
Favoriten