bir iki

listen to the pronunciation of bir iki
Türkisch - Englisch
one or two
one of two
bir iki defa
once and again
bir iki defa
once or twice
bir iki gün içinde
in a day or two
bir iki kere
once or twice
bir iki kez
once or twice
iki haftada bir olan
biweekly
dün bir bugün iki
it is still too soon
Bir elin nesi var iki elin sesi var
(Atasözü) Many hands make light work
bir elin nesi var iki elin sesi var.
(Atasözü) Four eyes are better than two
aftospiyos iki tavuk bir horoz
Hocus-pocus!
bir dediğini iki etmemek
to dance attendance on sb
bir dediğini iki etmemek
pamper
bir elin nesi var iki elin sesi var
two heads are better than one
bir elmanın iki yarısı
as like as two peas
bir elmanın iki yarısı gibi benzemek
be as tweedledum and tweedledee
bir tam iki çocuk lütfen
One adult and two children please
bir taşla iki kuş vurmak
to kill two birds with one stone
bir taşla iki kuş vurmak
kill two birds with one stone
dün bir, bugün iki
(Konuşma Dili) It is still too soon
iki arada bir
derede somehow or other
iki arada bir derede
between the devil and the deep sea
iki arada bir derede kalmak
to be in a tight situation
iki arada bir derede kalmak
straddle
iki arada bir derede kalmak
seesaw between two opinions
iki ayağını bir pabuca sokmak
to run sb (clean) off his feet, to rush sb (clean) off his feet
iki ayağını bir pabuca sokmak
rush smb. off one's feet
iki ayağını bir pabuca sokmak/koymak
to pressure (someone), put pressure on (someone) (to finish something immediately)
iki ayda bir
bimonthly

The magazine is published bimonthly. - Dergi iki ayda bir çıkıyor.

iki ayda bir olan
bimonthly
iki ayda bir çıkan dergi
bimonthly
iki bir (zar)
deuce ace
iki boyutlu bir şekilde
superficially
iki cambaz bir ipte oynamaz
(Atasözü) If two cheats try to work together, they end up cheating each other
iki dirhem bir çekirdek
dressed up to the nines, dressed up to kill
iki dirhem bir çekirdek
all dolled up
iki dirhem bir çekirdek dressed up fit
to kill, dressed up to the nines, all dolled up
iki dirhem bir çekirdek giyinmek
to slick oneself up
iki dirhem bir çekirdek olmak
deck oneself out
iki gönül bir olursa/olunca samanlık seyran olur
(Atasözü) If two people are really in love they can make do with a bare minimum of worldly goods
iki günde bir
every other day

She called him every other day. - İki günde bir o onu aradı.

Tom comes here every other day. - Tom her iki günde bir buraya gelir.

iki haftada bir
fortnightly
iki haftada bir yayımlanan dergi
biweekly
iki haftada bir çıkan dergi
fortnightly
iki karpuz bir koltuğa sığmaz
(Atasözü) You can't do two things at once
iki kısa ve bir uzun heceli ölçü
anapaest [Brit.]
iki kısa ve bir uzun heceli ölçü
anapest
iki parça bir takım
two piece suit
iki sözü/lafı/lakırdıyı bir araya getirememek
to be unable to express ones
iki yakası bir araya gelmek
make both ends meet
iki yakası bir araya gelmemek
to be unable to make two ends meet
iki yudum bir şey
a bite and a sup
iki yüz yılda bir olan
bicentenary
iki yüzyılda bir olan
bicentennial
iki yılda bir
biennially
iki yılda bir olan
biennial
iki zarla özel masasında oynanan bir kumar
craps [sl.]
iki çıplak bir hamama yakışır
(Atasözü) Don't think about marrying if you haven't got a penny to your name
körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz
(Konuşma Dili) He was blessed with more than he'd hoped for
üçten bir çıkarsa iki kalır
three minus one equals two
Türkisch - Türkisch
Birtakım, bazı, bir parça, biraz, çok az sayıda, birkaç kez
iki bir
Oyunda, zarlardan birinin bir, öbürünün iki benekli olan yüzünün üste gelmesi
İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK
(Osmanlı Dönemi) Mc: "Pek süslü" yerine kullanılır bir tabirdir. Osmanlı altını iki dirhem bir çekirdek ağırlığında olduğu için bu tâbir meydana gelmiştir
bir iki
Favoriten