Beni her zaman arayabilirsin.
- You can call me at any time.
Her zaman gidebilirsin.
- You can leave at any time.
Her an yağmur yağabilir.
- It may rain at any time.
Bina her an çökebilir.
- The building may crash at any time.
Kylie Minogue, şimdiye kadar duyduğum en iyi şarkıcıdır!
- Kylie Minogue is the best singer I've ever heard!
Yeni politikayı benimsemek, bu şirketin şimdiye kadar yaptığı en iyi şeydi.
- Adopting the new policy was the best thing this company ever did.
Bir deprem her zaman olabilir.
- An earthquake can happen at any time.
Her zaman bana uygun olacaktır.
- Any time will suit me.
Herhangi bir zamanda başlayabilirsiniz.
- You can start anytime.
Onun yakında herhangi bir zamanda olacağından emin değilim.
- I'm not sure that's going to happen anytime soon.
Gelmiş geçmiş en büyük filozof kimdi?
- Who was the greatest philosopher that ever lived?
O gelmiş geçmiş en cesur askerdir.
- He is the bravest soldier that ever lived.
Herhangi bir zamanda Japonya'ya gelirsen, beni görmeye gel.
- If you are ever in Japan, come and see me.
Tom'un niçin Mary ile herhangi bir zamanda evlenmek istediğini merak ediyorum.
- I wonder why Tom ever wanted to marry Mary.
Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır.
- Everyone, without any discrimination, has the right to equal pay for equal work.
Hiç Kanada'ya gittin mi?
- Have you ever been to Canada?
Çok param vardı ama hepsini harcadım.
- I had a lot of money, but spent everything.
Hepinize teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim.
- Thank you, everybody. Thank you so much.
Tom her ne zaman isterse gidebilir.
- Tom may leave anytime he wants to.
İstediğin zaman buraya her zaman geri gelebilirsin.
- You can always come back here anytime you want.
Her zaman tekrar gelebilirsin.
- You're welcome back anytime.
He's back and better than ever.
... so we put more border patrol on the ' any time in history and the flow of undocumented ...
... have gone up, it's true, but they've gone up slower than any time in the last 50 years. ...