ansızın

listen to the pronunciation of ansızın
Türkisch - Englisch
abruptly
all of a sudden
suddenly

The cat was strutting around the yard, when it suddenly ran into the house. - kedi ipin üzerinde kasılarak yürüyordu, ansızın evin içine koştu.

When did I realize I was God? Well, I was praying and I suddenly realized I was talking to myself. - Tanrı olduğumu ne zaman fark ettim? Güzel, ben dua ediyordum ve ansızın kendi kendime konuştuğumu fark ettim.

at unawares
suddenly, all of a sudden
by surprise
out of the blue
on a sudden
abruptly; slap
slap
unexpected

He unexpectedly called you stupid. - O ansızın sana aptal dedi.

sudden

Why did you suddenly leave yesterday afternoon? - Neden ansızın dün öğleden sonra gittin?

What made you change your mind all of a sudden? - Ansızın fikrini ne değiştirdi?

instanteneous
pop

Sami popped in to see how Layla was doing. - Sami, Leyla'nın nasıl olduğunu görmek için ansızın girdi.

ansızın olan
sudden
Türkisch - Türkisch
Hiç hatıra gelmedik bir sırada, birdenbire, ani olarak, aniden, ansız
Hiç hatıra gelmedik bir sırada, birdenbire, ani olarak, aniden, ansız: "Zehra'nın bu ansızın ölümü, bütün felaketlerin üzerine yaman bir tüy dikmişti."- O. C. Kaygılı
(Osmanlı Dönemi) YEKSER
(Hukuk) NAGEHANİ
nagehan
defaten
ansız
(Osmanlı Dönemi) YEKÂYEK
ansızın
Favoriten