Caddede amaçsızca gezindim.
- I walked about aimlessly on the street.
Alışveriş bölgesinde amaçsızca dolaştık.
- We wandered aimlessly around the shopping district.
Sadece şöhreti hedeflemek yanlıştır.
- It is wrong to aim at fame only.
Eğitim potansiyel yeteneklerini geliştirmeyi amaçlamaktadır.
- Education aims to develop potential abilities.
Biz tüm amaçlarımıza ulaştık.
- We have achieved all our aims.
Barack Obama, nükleer silahlarla ilgili uluslararası bir yasaklamayı hedefliyor, fakat tüm savaşlarda onlara karşı değil.
- Barack Obama is aiming for an international ban on nuclear weapons, but is not against them in all wars.
Ülke ithalatını azaltmayı hedefliyor.
- The country is aiming at decreasing its imports.
Caddede amaçsızca gezindim.
- I walked about aimlessly on the street.
O zamandan beri, gözlerindeki sonsuz gecede amaçsızca dolaştım.
- Ever since, I've wandered aimlessly in the everlasting night of your eyes.
Sadece şöhreti hedeflemek yanlıştır.
- It is wrong to aim at fame only.
Silahımla bir ayıya asla nişan almadım.
- I have never aimed at a bear with my rifle.
Eğitim potansiyel yeteneklerini geliştirmeyi amaçlamaktadır.
- Education aims to develop potential abilities.
Onlar toplumlarda huzursuzluk çıkarmayı amaçlamaktadır.
- They aim to stir unease in societies.
O, hedeflediğimiz şey.
- That's what we're aiming for.
Yeterince yüksek hedeflemiyorsun.
- You're not aiming high enough.
O bir aktrist olmayı amaçladı.
- She aimed to become an actress.
Biz tüm amaçlarımıza ulaştık.
- We have achieved all our aims.
He wandered aimlessly through the crowd.
an aimless life.