üretken

listen to the pronunciation of üretken
Türkisch - Englisch
productive

Tom is productive, isn't he? - Tom üretken, değil mi?

Flexible work hours make employees more productive. - Esnek çalışma saatleri, çalışanları üretkenleştirir.

prolific

Dickens was a very prolific writer. - Dickens çok üretken bir yazardı.

Tom is a prolific reader. - Tom çok üretken bir okuyucudur.

reproductive
producing
copious
originative
active
generative
fertile
procreative
generic
generator
feracious
fecund
proliferous
üretken kimse
originator
üretken reaktör
breeder
süngerlerde cinsiyetsiz üretken kısım
gemmule
Türkisch - Türkisch
Üretme gücü olan, çok üreten
üretken
Favoriten