öğren

listen to the pronunciation of öğren
Türkisch - Englisch
learn

It's hard to learn a foreign language. - Yabancı dil öğrenmek zordur.

Learning a foreign language is difficult. - Yabancı dil öğrenmek zordur.

{f} learning

She is learning the piano. - O, piyanoyu öğreniyor.

Learning a foreign language is difficult. - Yabancı dil öğrenmek zordur.

{f} learned

I learned a lot about Greek culture. - Yunan kültürü hakkında çok şey öğrendim.

At the age of six he had learned to use the typewriter and told the teacher that he did not need to learn to write by hand. - Altı yaşında o, daktiloyu kullanmayı öğrendi ve öğretmenine el ile yazmayı öğrenmesine gerek kalmadığını söyledi.

{f} learnt

What I have learnt is not just the Chinese language, but something about the country itself as well. - Sadece Çince dilini değil ama aynı zamanda ülkenin kendisi hakkında da bir şeyler öğrendim.

Soon learnt, soon forgotten. - Çabuk öğrenilirse, çabuk unutulur.

internalize