öğren

listen to the pronunciation of öğren
Türkisch - Englisch
learn

Learning a foreign language is difficult. - Yabancı dil öğrenmek zordur.

One of my dreams is to learn Icelandic. - Hayallerimden biri İzlandaca öğrenmek.

{f} learning

I am learning a little English. - Ben biraz İngilizce öğreniyorum.

She is learning the piano. - O, piyanoyu öğreniyor.

{f} learned

I learned to play guitar when I was ten years old. - On yaşındayken gitar çalmayı öğrendim.

At the age of six he had learned to use the typewriter and told the teacher that he did not need to learn to write by hand. - Altı yaşında o, daktiloyu kullanmayı öğrendi ve öğretmenine el ile yazmayı öğrenmesine gerek kalmadığını söyledi.

{f} learnt

Soon learnt, soon forgotten. - Çabuk öğrenilirse, çabuk unutulur.

I learnt nothing from the teacher. - Öğretmenden hiçbir şey öğrenmedim.

internalize