come between

listen to the pronunciation of come between
İngilizce - Türkçe
aralarına girmek
araya gir
araya girmek
intervene
{f} araya girmek
intervene
{f} arada olmak
intervene
(Askeri) Müdahele etmek
intervene
müdahale

Onlar müdahale etmeyecek. - They won't intervene.

O müdahale etmedi? Ama neden? - He didn't intervene? But why?

intervene
olaylar arasında oluşmak
intervene
müdahale etmek

Birleşmiş Milletler, anlaşmazlığa müdahale etmek için birlik gönderdi. - The United Nations sent troops to intervene in the conflict.

Müdahale etmek istemiyorum. - I don't want to intervene.

intervene
(in ile) araya girmek
intervene
karışmak
intervene
müdahale et

Müdahale etmek istemiyorum. - I don't want to intervene.

Birleşmiş Milletler, anlaşmazlığa müdahale etmek için birlik gönderdi. - The United Nations sent troops to intervene in the conflict.

intervene
intervention aracılık
intervene
{f} aracılık etmek
intervene
karışma

Onlar başka bir devletin iç işlerine karışmamalıdır. - They shouldn't intervene in the internal affairs of another state.

Onlar başka bir ülkenin iç işlerine karışmamalılar. - They should not intervene in the internal affairs of another country.

intervene
dava dahili olmak
intervene
{f} nüfuzunu kullanmak
intervene
düzeltme maksadıyle araya girmek
intervene
(fiil) geçmek, arada olmak, araya girmek, aracılık etmek, karışmak, nüfuzunu kullanmak
intervene
{f} in -e karışmak
intervene
(Kanun) davaya müdahale etmek
İngilizce - İngilizce
separate, cause a separation
If someone or something comes between two people, or comes between a person and a thing, they make the relationship or connection between them less close or happy. It's difficult to imagine anything coming between them
{v} ıntervene
intervene
come between