blödian

listen to the pronunciation of blödian
İngilizce - Türkçe

blödian teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

basket
sepet

O bir sepet üzümü karıştırarak inceliyor. - She is picking over a basket of grapes.

Tüm atık kağıtlarınızı bu sepete koyun. - Put all your waste paper in this basket.

basket
(basketbol) basket
airhead
(Argo) Bir harekat sahasında havadan ikmal ve tahliye için üs olarak kullanılan belirli bir yer
airhead
(Argo) HAVABAŞI: 1
airhead
(Argo) Dangalak, gerizekalı
airhead
(Askeri) HAVABAŞI: 1. Düşmana ait veya düşman tehdidi altında bulunan bir arazide ele geçirilip, elde tutulduğu zaman, sürekli bir şekilde havadan birlik ve malzeme indirilmesini temin eden ve yapılacak harekat için gerekli olan manevra alanını sağlayan belirli bir bölge. Normal olarak hava indirme harekatlarının taarruz aşamasında ele geçirilen bölgedir. 2. Bir harekat sahasında havadan ikmal ve tahliye için üs olarak kullanılan belirli bir yer
basket
basket fern eğreltiotu
basket
{i} çember (basketbol)
basket
(Askeri) BALON SEPETİ: Bir balonun altında bulunan, yolcu ve safra taşımaya mahsus yer
basket
(isim) pota, sepet, küfe, zembil, basket; çember (basketbol), sepet örgüsünden yapılmış şey; sayı
basket
basket weave iki veya daha
basket
Sarhasia basket hilt eli muhafaza etmeye yarayan yarım küre şeklinde kafesli kılıç kabzası
basket
{i} basket
basket
sepet dolusu

Tom eve kendi topladığı bir sepet dolusu erik getirdi. - Tom brought home a basket full of plums that he had picked himself.

Bir sepet dolusu mantar hasat etti. - He harvested a basketful of mushrooms.

basket
{i} zembil
basket
{i} sepet örgüsünden yapılmış şey
basket
basketbol topu

Sen bir basketbol topunu senin parmak ucunda döndürebilir misin? - Can you spin a basketball on your fingertip?

basket
spor sayı