bir sürü

listen to the pronunciation of bir sürü
Türkçe - İngilizce
lots of

Lots of famous people come here. - Bir sürü ünlü kişi buraya gelir.

There were lots of people. - Bir sürü insan vardı.

heaps of

Tom's got heaps of friends. - Tom'un bir sürü arkadaşı var.

a lot

There are a lot of factories in Kawasaki. - Kawasaki'de bir sürü fabrika var.

I have a lot of friends. - Bir sürü arkadaşım var.

lots of, heaps of
myriad
{i} Lot

I have a lot of friends. - Bir sürü arkadaşım var.

You have a lot of books. - Senin bir sürü kitabın var.

(deyim) a hell of a lot
(Konuşma Dili) like hell
a load of
a raft of
loads of

I have loads of things to do. - Yapacak bir sürü işim var.

I buy loads of stuff at that store. - Ben o mağazada bir sürü şey alırım.

a great number of
umpteen
tons of

When I got to the office, I had tons of work waiting for me. I was running around like a chicken with its head cut off. - Ofise vardığımda, beni bekleyen bir sürü işim vardı. Kafası kesilmiş bir tavuk gibi oradan oraya koşuşturuyordum.

I know tons of jokes. - Bir sürü fıkra bilirim.

quiverful
{i} heap

Tom's got heaps of friends. - Tom'un bir sürü arkadaşı var.

{i} waggonload
bir sürü para
tons of money
bir sürü çocuk
dozens of children
birsürü
lot

A Turkish soft G and a Spanish H eloped and had lots of completely silent children together. - Türkçe Ğ ve İspanyolca H kaçtı ve birlikte birsürü tamamen sessiz çocukları oldu.

There are lots of people who don't have any idea about that. - Bunun hakkında fikri olmayan birsürü insan var.

Türkçe - Türkçe
Çok sayıda, pek çok
bir sürü