bir kaç

listen to the pronunciation of bir kaç
Türkçe - İngilizce
a few

Tom is only a few inches taller than Mary. - Tom Mary'den sadece bir kaç inç daha uzundur.

The man passed away a few hours ago. - Adam bir kaç saat önce vefat etti.

a number of
a small number of
birkaç
several

The temperature fell several degrees. - Sıcaklık birkaç derece düştü.

It took me several hours to write it. - Onu yazmak birkaç saatimi aldı.

birkaç
some

He got a broken jaw and lost some teeth. - Kırık bir çenesi var ve birkaç dişini kaybetti.

You know that two nations are at war about a few acres of snow somewhere around Canada, and that they are spending on this beautiful war more than the whole of Canada is worth. - Kanada civarında bir yerde birkaç dönüm karla ilgili iki ulusun savaşta olduğunu ve bu güzel savaşa tüm Kanada'nın değdiğinden daha çok para harcadıklarını bilirsiniz.

birkaç
{s} a few

You can't be hungry. You had a snack a few minutes ago. - Aç olamazsın. Birkaç dakika önce abur cubur yedin.

Only a few people understood me. - Sadece birkaç kişi beni anladı.

birkaç
few

You'll be able to drive a car in a few days. - Birkaç gün içinde araba sürebileceksin.

I visited Romania a few years ago. - Birkaç yıl önce Romanya'yı gördüm.

birkaç
couple

A couple of flights were delayed on account of the earthquake. - Depremden dolayı birkaç uçuş ertelendi.

I've seen a couple of Kurosawa's films. - Kurosawa'nın filmlerinden birkaçını izledim.

birkaç
deux
birkaç
number of

Tom and Mary have gone swimming together a number of times. - Tom ve Mary birkaç kez birlikte yüzmeye gittiler.

Tom died a number of years ago. - Tom birkaç yıl önce öldü.

birkaç
multiple

There were multiple disclaimers at the start of the video. - Videonun başında birkaç feragatname vardı.

The judge was forced to slam her gavel down multiple times in order to restore order to the court. - Hakim mahkemeye düzeni sağlamak için birkaç sefer tokmağı aşağı vurmak zorunda kaldı.

birkaç
a number of

A number of students are absent today. - Bugün birkaç öğrenci eksik.

A number of passengers were injured. - Birkaç yolcu yaralandı.

birkaç
one or two
birkaç
few of
birkaç
several of
birkaç
the few

Tom was among the few who survived. - Tom hayatta kalan birkaç kişi arasındaydı.

You're one of the few friends I have. - Sen sahip olduğum birkaç arkadaştan birisin.

bir sonraki yarışta kaç tane bahis yatırılabilir
How many bets can one make on the next race
birkaç
{s} sundry
birkaç
leveret
birkaç
a few, some, several
birkaç
any

You must not eat anything for a few days. - Birkaç gün bir şey yememelisin.

If you have any interesting books, lend me some. - İlginç kitapların varsa, bana birkaç tane ödünç ver.

bir kaç