belonging to a female or woman

listen to the pronunciation of belonging to a female or woman
İngilizce - Türkçe

belonging to a female or woman teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

her
ona

Banka ona 500 dolar ödünç verdi. - The bank loaned her 500 dollars.

Muhabir: Ona bir kedi yavrusu aldınız mı? - Reporter: Did you buy her a kitten?

her
kendine

O kendi kendine mırıldanıyor. - She is muttering to herself.

Jane'nin hayali kendine yaşlı ve zengin bir sevgili bulmaktı. - Jane's dream was to find herself a sugar daddy.

her
onu

Onu sevip sevmediğini bilmiyorum. - I don't know whether you like her or not.

Onu Kaliforniya'ya gönderiyorum. - I'm sending her to California.

her
dişil onun
her
onun

Onunla kahve dükkanında buluşmaya söz verdi. - He promised to meet her at the coffee shop.

Onunla kahve dükkanında buluşmaya söz verdi. - She promised to meet her at the coffee shop.

her
{z} dişil onu; ona; ondan; onun: He loves her. Onu seviyor. He looked at her. Ona baktı. They hated her. Ondan nefret ettiler. It pleased
her
kendisi

Ben, o kızın kendisine yeni bir görünüm vermek için saçını kestiğini düşünüyorum. - I think that girl cut her hair to give herself a new look.

Yeni bir araba satın alması için babasına baskı yaptığında Catherine'nin bir art niyeti vardı; O, arabayı kendisinin sürebileceğini umuyordu. - Catherine had an ulterior motive when she urged her father to buy a new car. She hoped that she'd be able to drive it herself.

her
ondan

Herkes ondan iyi şekilde bahseder. - Everybody speaks well of her.

Bu eski madeni paraları ondan aldım. - I got these old coins from her.

her
dişil onu
her
(dişil) onu
her
o
İngilizce - İngilizce
{p} her
belonging to a female or woman

    Heceleme

    be·long·ing to a fe·male or wo·man

    Türkçe nasıl söylenir

    bîlôngîng tı ı fimeyl ır wûmın

    Telaffuz

    /bəˈlôɴɢəɴɢ tə ə ˈfēˌmāl ər ˈwo͝omən/ /bɪˈlɔːŋɪŋ tə ə ˈfiːˌmeɪl ɜr ˈwʊmən/