belirleyen teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı
- (Dilbilim) determinant
- (Dilbilim) determiner
- determinative
- belirleyen faktör
- (Çevre) fit factor
- belirleyen şey
- determinative
- belirle
- {f} determined
Our lives are determined by our environment.
- Yaşamlarımız çevremiz tarafından belirlenir.
The lawyer determined his course of action.
- Avukat eylemin rotasını belirledi.
- belirle
- (Bilgisayar) specs
- belirle
- (Bilgisayar) set
I set some goals for myself.
- Ben kendim için bazı hedefler belirledim.
They set the time and place of the wedding.
- Onlar düğünün zamanını ve yerini belirlediler.
- belirle
- (Bilgisayar) identify
Planets are easy to identify because they don't twinkle like stars do.
- Gezegenleri belirlemek kolay, çünkü yıldızlar gibi parıldamazlar.
Can you identify which coat is yours?
- Hangi ceketin seninki olduğunu belirleyebilir misin?
- belirle
- {f} determining
What was the determining factor in this case?
- Bu durumda belirleyici faktör neydi?
- belirle
- stake out
- belirle
- determine
One's lifestyle is largely determined by money.
- Kişinin yaşam tarzı, büyük ölçüde para ile belirlenir.
They determined the date for the trip.
- Seyahat için tarihi belirlediler.
- belirle
- appointing
- hareket tarzını belirleyen
- policy making
- kaderi belirleyen
- fateful
- modayı belirleyen
- trendsetting
- modayı belirleyen kimse
- trendsetter
Tom is a trendsetter.
- Tom bir modayı belirleyen kimse.
- mülkiyet rejimini belirleyen kurallar
- (Hukuk) (düzenleyen) rules governing the system of property ownership
- radyo sinyalleri ile uçağın yerini belirleyen araç
- loran
- sertlik derecesini belirleyen hedef hassasiyet göstergesi; patlama zaafiyeti
- (Askeri) target vulnerability indicator designating degree of hardness; susceptibility of blast; and K-factor
- sonucu belirleyen karşılaşma
- decider
- sonucu belirleyen oy
- casting vote
- uçaksavar atış noktasını belirleyen alet
- predictor