partiye bendi de götürün.
I can only speak for myself.
- Ben sadece kendim adıma konuşabilirim.
I bought this book for myself, not for my wife.
- Ben bu kitabı karım için değil, kendim için satın aldım.
My opinion is similar to yours.
- Benim görüşüm seninkine benzer.
In that respect, my opinion differs from yours.
- O bakımdan benim görüşüm sizinkinden farklıdır.
The human is an egocentric animal.
- İnsan benmerkezcil bir hayvandır.
My brother-in-law is really egotistical.
- Eniştem gerçekten bencil.
She had a mole on her face.
- Onun yüzünde bir ben var.
Tom has a mole under his left eye.
- Tom'un sol gözünün altında bir beni var.
He tried to get me to help him.
- Beni ona yardım ettirmeye çalıştı.
For God's sake, get me out of here!
- Allah aşkına beni buradan çıkarın.
O utanç içinde başını eğdi.
- She bent her head in shame.