partiye bendi de götürün.
I bought this book for myself, not for my wife.
- Ben bu kitabı karım için değil, kendim için satın aldım.
I made this clothing myself.
- Bu giysiyi ben kendim yaptım.
In that respect, my opinion differs from yours.
- O bakımdan benim görüşüm sizinkinden farklıdır.
My opinion is similar to yours.
- Benim görüşüm seninkine benzer.
Tom is young, rich, spoiled and egocentric.
- Tom, genç, zengin, şımarık ve benmerkezcidir.
The human is an egocentric animal.
- İnsan benmerkezcil bir hayvandır.
Where do all these moles come from?
- Tüm bu benler nereden geliyor?
Tom has a mole under his left eye.
- Tom'un sol gözünün altında bir beni var.
He tried to get me to help him.
- Beni ona yardım ettirmeye çalıştı.
Please don't get me wrong.
- Lütfen beni yanlış anlamayın.
O utanç içinde başını eğdi.
- She bent her head in shame.