I meet him at the club from time to time.
- Ben, zaman zaman onunla kulüpte karşılaşırım.
You should look after the children from time to time.
- Zaman zaman çocuklara bakmalısın.
After all, even the gods may err at times.
- Tüm bunlardan sonra, tanrılar bile zaman zaman hata yapabilirler.
At times, I can't trust him.
- Zaman zaman, ona güvenemiyorum.
The mother occasionally reread her son's letter.
- Anne zaman zaman oğlunun mektubunu yeniden okuyordu.
Fibonacci numbers show up occasionally in nature.
- Fibonacci sayıları doğada zaman zaman görünür.
I fall asleep in the class every now and then.
- Zaman zaman sınıfta uyuyakalırım.
I meet him at school now and then.
- Zaman zaman okulda onunla karşılaşırım.
ara beni zaman zaman.
You should look after the children from time to time.
- Zaman zaman çocuklara bakmalısın.
I meet him at the club from time to time.
- Ben, zaman zaman onunla kulüpte karşılaşırım.
It was raining on and off all night long.
- Bütün gece boyunca zaman zaman yağmur yağıyordu.
Tom and Mary have been dating on and off for a year.
- Tom ve Mary bir yıldır zaman zaman çıkıyorlardı.
Even now there are occasional aftershocks.
- Şimdi bile zaman zaman artçı şoklar var.
I meet him at school now and then.
- Zaman zaman okulda onunla karşılaşırım.
He reads detective stories on occasion.
- O, zaman zaman dedektif hikayeleri okur.
We've met on occasion.
- Biz zaman zaman buluştuk.