Çok fazla içmek tehlikelidir.
- It is dangerous to drink too much.
Çok fazla içmek tehlikelidir.
- Drinking much is dangerous.
Boş mideyle içki içmek sağlığa zararlıdır.
- Drinking on an empty stomach is bad for your health.
Canım içki içmek istiyor.
- I feel like having a drink.
Japonya'da iyi hizmet için bahşiş vermek geleneksel değildir.
- In Japan it is not customary to tip for good service.
Tom garsona çok iyi bir bahşiş verdi.
- Tom gave the waiter a very good tip.
Tom parmak uçlarına basarak odaya girdi.
- Tom tiptoed into the room.
Tom parmak uçlarına basarak odadan çıktı.
- Tom tiptoed out of the room.
Lütfen bana bir içecek verin.
- Give me a drink, please.
İçecek bir şeye ihtiyacı var.
- He needs something to drink.
Boş mideyle içki içmek sağlığa zararlıdır.
- Drinking on an empty stomach is bad for your health.
Canım içki içmek istiyor.
- I feel like having a drink.
Deniz suyu içmek insanlar için ölümcül olabilir.
- Drinking seawater can be deadly to humans.
Deniz suyunu içemezsin çünkü su çok tuzlu.
- You can't drink seawater because it's too salty.
Biz patates kızartması ve meşrubat sipariş ettik.
- We ordered French fries and soft drinks.
Meşrubat otomatı nerede var?
- Where is there a soft drink vending machine?
Biz genellikle bir öğünden sonra çay içeriz.
- We generally drink tea after a meal.
Yarım bardak bira içerek yemeğine başladı.
- He began his meal by drinking half a glass of ale.
Biraz su içmek istiyorum.
- I want to drink some water.
Su içmek için uygun değildir.
- The water is not fit to drink.
İnternette bilgi çekmek yangın musluğundan su içmek gibidir.
- Absorbing information on the internet is like drinking water from a fire hydrant.
Tom Mary'den içilecek şeyler istedi.
- Tom asked Mary for something to drink.
O içtiğinde farklı bir kişi oluyor, bu yüzden onunla içki içmeyi sevmiyorum.
- He's a different person when he's drunk, so I don't like to drink with him.
Canım içki içmek istiyor.
- I feel like having a drink.
Alkolsüz içecekleriniz var mı ?
- Do you have alcohol-free drinks?
Sana bir içecek ısmarlayacağım.
- I'll buy you a drink.
Can I buy you a drink?.
You can lead a horse to water but you can't make him drink.
He drank the water I gave him.
She has a problem with the drink.
He was about to take a drink from his root beer.
If he doesn't pay off the mafia, he’ll wear cement shoes to the bottom of the drink!.
... So he's fancied his mixed drink machine here. ...
... I'm in a mood to eat something, to drink, to shop. ...