temizlik\

listen to the pronunciation of temizlik\
الإنجليزية - التركية

تعريف temizlik\ في الإنجليزية التركية القاموس.

etnik temizlik
ethnic cleansing
التركية - التركية

تعريف temizlik\ في التركية التركية القاموس.

temizlik
Temiz olma durumu, saffet, nezafet
temizlik
Temiz durma veya tutma durumu
temizlik
Temizleme işi: "Yaşlı, ak saçlı, temizlik meraklısı, temizlik mütehassısı bir adamdı."- A. Ş. Hisar
temizlik
Ortadan kaldırma, yok etme, öldürme
temizlik
Temiz olma durumu, saffet, nezafet: "Kırk beş sene geçti, selvi sandığının temizlik kokusu hâlâ burnumdadır."- R. H. Karay
temizlik
Temizleme işi
temizlik işleri
Belediyelerce yaptırılan temizlik
temizlik malzemesi
Temizlik için kullanılan sabun, deterjan, süpürge, çeşitli boy ve ebatta fırça, bez ve benzeri gereçlerin tümü
temizlik yapmak
Zararlı şeyleri yok etmek
temizlik yapmak
Temizlemek
etnik temizlik
Etnik temizlik terimi, bir etnik gruba mensup insanların zorla yerinden edilmesini amaçlayan değişik siyasal politikaları ifade eder. Genellikle, zorla göç ettirme, belirli bir nüfusun yerini değiştirme gibi uygulamaların sonucunda ortaya çıkar. Bu terim, etnosid ve jenosid ile yakından ilişkilidir
التركية - الإنجليزية

تعريف temizlik\ في التركية الإنجليزية القاموس.

temizlik
cleaning

I'm just cleaning up. - Ben sadece temizlik yapıyorum.

I enjoy cooking, but I don't like the cleaning up afterwards. - Yemek pişirmekten hoşlanırım ama sonrasında temizlik yapmayı sevmiyorum.

temizlik
cleanliness

Cleanliness is next to godliness. - Temizlik, dindarlığın yanındadır.

Tom is obsessed with cleanliness. - Tom temizlikle takıntılı.

temizlik
hygiene
temizlik
spotlessness
temizlik
spit and polish
temizlik
(Gıda) sanitation
temizlik
nattiness
temizlik
housekeeping

During the weekends, she does housekeeping as a second job. - Hafta sonlarında o, ikinci bir iş olarak otel temizlik ve bakımı yapar.

temizlik
cleanness
temizlik
house-cleaning
temizlik
pure
temizlik
honesty
temizlik bezi
rag
temizlik fırçası
cleaning brush
temizlik görevlisi
janitor
temizlik hizmeti
cleaning services
temizlik işleri
cleaning services
temizlik işçisi
garbage man
temizlik işçisi
dustman
temizlik işçisi
cleaner
temizlik maddesi
(Gıda) sanitizer
temizlik maddesi
cleanser
temizlik malzemeleri
cleaning materials
temizlik tozu
cleaning powder
temizlik yapmak
do cleaning
temizlik yapmak
clean up
temizlik ürünleri
cleaning products
temizlik ürünü
cleaner
Temizlik imandan gelir
(Atasözü) Cleanliness is next to Godliness
temizlik arabası
cleaning trolley
temizlik günü
cleaning day
temizlik vergisi
cleaning duties
temizlik
combout
temizlik
(the act of) cleaning, clean
temizlik
purge
temizlik
purity
temizlik
house cleaning
temizlik
cleanup

The cleanup at the Fukushima Daiichi plant could take years, possibly decades. - Fukushima Daiichi tesisindeki temizlik, yıllar belki de on yıllar sürebilir.

Today, we're doing a big cleanup. - Bugün büyük bir temizlik yapıyoruz.

temizlik
neatness
temizlik
pureness, purity
temizlik
cleanliness; cleanness; purity, pureness; honesty
temizlik
chastity
temizlik atımı
(Askeri) fouling shot
temizlik betonu
(İnşaat) blinding concrete
temizlik betonu
(İnşaat) concrete blinding coat
temizlik bezi
swob
temizlik bezi
swab
temizlik bezi
rubber
temizlik fırçası
scrubbing brush
temizlik işleri
sanitation
temizlik kampanyası
purity campaign
temizlik kesimi
(Çevre) cleaning cutting
temizlik maddesi
cleaner
temizlik maddesi
detergent
temizlik malzemesi
wiper
temizlik malzemesi
cleaning supplies
temizlik malzemesi
cleaning materials
temizlik malzemesi
cleaning material
temizlik mendili
sanitary napkin
temizlik sistemi
flushing system
temizlik yapmak
to do cleaning, clean
temizlik yapmak
to do cleaning
temizlik yapmak
do the cleaning
sıhhi temizlik
(Tıp) sanitation
yerinde temizlik
(Gıda) cleaning in place
Temizlik bezi
cleaning towel
büyük temizlik
cleanup
büyük temizlik (sscb)
(Tarih) great purge
dip köşe temizlik
thorough cleaning
kişisel temizlik
personal hygiene
otel temizlik departmanı
housekeeping department
otel temizlik ve bakımı
housekeeping

During the weekends, she does housekeeping as a second job. - Hafta sonlarında o, ikinci bir iş olarak otel temizlik ve bakımı yapar.

sabun bazlı temizlik maddesi
soap-based cleansing material
yerinden sökülerek temizlik
(Gıda) cleaning out of place